“Finans” Röportjı

Kategori: Logistical, Sayı 20 | 0
Dilek Alkan TURAN // Netlog Lojistik Bütçe Raporlama ve Finansal Kontrol Direktörü

 

1. Merhaba Bizlere kendinizden ve çalıştığınız şirketten bahsedebilir misiniz?

 

Dilek Alkan Turan. Yaklaşık 1,5 yıldır Netlog Lojistik’te Bütçe Raporlama ve Finansal Kontrol Direktörü olarak çalışıyorum. Öncesinde 10 yıl kadar Eczacıbaşı Grubu’nda farklı finansal pozisyonlarda görev aldım. Eczacıbaşı Grubu’nda katılmadan önce 5 yıl kadar Bağımsız Denetim Şirketi tecrübem var.

Netlog Lojistik Grubu, esas olarak yurtiçi/yurtdışı nakliye, yurtiçi/yurtdışı depolama ve dağıtım, satın alma ve tedarik zinciri yönetimi, palet geri dönüşümü faaliyet kollarında hizmet veren bir gruptur. 4.000’den fazla özmal araç filosuna sahip, Türkiye genelinde ve yurtdışında hizmet verdiği ve sayısı 100’ü aşkın deposuyla müşterilerine uçtan uca sunduğu hizmet sayesinde sektöründeki lider konumunu sürdürmektedir.

 

2. Gelecekte beklenen hammadde ve kaynak kıtlığı lojistik sektörünü ve finansmanı nasıl etkileyecek?

 

Hammadde kıtlığının, hem ekolojik dengelerin değişmesi hem de iklim değişiklikleri ve küresel ısınma gibi sebeplerle Dünya genelinde önemini hissettirmeye başladığını söyleyebiliriz. Tabii bunun yanında pek çok ülke için enflasyon, resesyon, sıcak/soğuk savaşlar, vb. sebeplerle de hammaddeye ve kaynaklara ulaşmak her geçen gün daha da zorlaşmaktadır.

Bahsi geçen sıkıntıların, Lojistik sektöründe uçtan uca hizmet veren Şirketler için avantaj yaratacağı kanısındayım. Hammaddeyi ilk elden alarak, önce ara üreticilere, sonrasında fabrikaya ve akabinde son tüketiciye ulaştıracak yapıda ve güçte olan Şirketler, kontrol altında tuttukları maliyetlendirme süreçleri ve sundukları kaliteli hizmetler ile sektörün liderliğini üstlenmeye devam edeceklerdir. Tam da  bu noktada lojistik sektörünün kaynak kıtlığı olan dönemlerde doğru aksiyonları alması adına tüm tarafların dahil olduğu bir blockchain altyapısının faydalı olacağı kanaatindeyim. Bu tür inovatif ama verimli teknolojilerle en azından hammadde ve kaynak israfını engellemek, tedarikçi-lojistik-son kullanıcı dengesini verimlilik üzerine kurmak sürdürülebilirlik açısından da sektörün tüm bileşenlerini kapsayacak etkin bir yaklaşım olacaktır. Bu noktadan hareketle finansmanı doğru zamanda doğru yerde ve gerektiği kadar kullanmak mümkün hale gelecektir.

Teknolojinin tedarik zinciri üzerinde ‘’just in time’’ aklı ile çalışacak şekilde konumlandırılması zorunlu kalınan hallerde, hammadde ve kaynak eksikliğini tedarik zincirinin yönünü değiştirmek suretiyle bertaraf etme fırsatını sektöre sunacaktır. Lojistik şirketlerinin tüm paydaşlarının taşıma ve depolama yanında kaynaklarla ilgili bulunabilirlik, erişilebilirlik, taşınabilirlik esaslı ticari bilgiye de sahip olmaları bir zorunluluk haline gelecektir. Bu bilgiye sahip olan kurumlar hızlı yön değiştirmek suretiyle ürün ticaretini tedarik zincirini aksatmayacak şekilde yönetebilecekledir.

 

3. Lojistikte ne gibi projelere yatırım yapmak daha karlı olur ve gelecekte şirketinizi bir adım ileri götürür.

 

Esasen, Lojistik sektöründe hem depolama, hem yurtiçi/yurtdışı taşımacılık hizmeti verip, gerektiğinde tedarik zinciri yönetimini de üstlenebilen ve hizmet kalitesinden ödün vermeden çalışan kurumların başarı ve buna bağlı olarak karlarının artarak devam edeceğini düşünüyorum. Bir önceki bölümde bahsettiğim üzere; hem ticaret hem lojistik hem bilgi teknolojileri alanlarında kombine yatırım planlaması yapan Şirketler rekabette bir adım öne geçeceklerdir.

 

4. Şirketinizde lojistik maliyetlerini azaltmak için uyguladığınız politikalar nelerdir ve ileride maliyetlerin düşmesi için neler yapılacağını öngörüyorsunuz?

 

Dünyada Lojistik maliyetlerinin iki ana unsuru iş gücü/çalışan ve araç/yakıttır. Her ikisinde de son yıllarda yaşanan artışlar maliyetleri büyük ölçüde etkilemiştir. Maliyetleri kontrol altında tutabilmek için alternatif taşıma modlarının uyum içerisinde çalışması, tedarik zincirinin tümünün yönetildiği projelerde ölçek ekonomisinin getirdiği avantajlardan faydalanmak esas olacaktır. 

 

5. Gelecekte lojistik sektörünün Türkiye ekonomisi üzerinde etkisi nasıl olacak ve Türkiye’de lojistik sektörü gayri safi milli hasıla içindeki yeri nasıl bir değişime uğrayacak?

 

Günümüzde Lojistik sektörünün, Dünya Gayri Safi Hasıla içerisindeki payının %15-20 civarlarında olduğu belirtilmektedir. Türkiye jeopolitik konumu itibariyle çok kritik bir noktada bulunmasına rağmen tüm taşıma modlarını henüz etkin olarak kullanamadığı ve bu modların entegrasyonunu sağlayamadığı için lojistik sektörü açısından Gayri Safi Milli Hasılaya yeterli katkıyı sağlayamamaktadır. Türkiye’nin özellikle ihracat kalemlerindeki ürünlerin katma değerinin artırılması lojistiğin de buna bağlı olarak artan değer oranında hizalanmasına imkan sağlayacaktır. Değeri yükselen ihracat kalemlerinin lojistik operasyonlarından oluşan gelir artışından faydalanmak suretiyle Türkiye, lojistik altyapısında önemli gelişmeler sağlayıp Gayri Safi Hasılaya olumlu katkıyı sağlayabilecektir.

 

6. Fon kaynaklarının ve finans araçlarının çeşitlenmesi, sermaye piyasasının gelişmesi gün geçtikçe nasıl bir önem kazanmaktadır?

 

Günümüzde hem kişilerin hem de kurumsal yapıların devamlılığı etkin nakit yönetimine bağlıdır. Bu bağlamda, farklı finansal araçların kullanılmasıyla ucuz maliyetli hatta uzun vadeli finansmana erişim sağlanabilmektedir. Ancak dünyada ve Türkiye’deki ekonomik gelişmeleri yakından takip edip olası riskleri iyi okuyabilmenin ve değişikliklere uygun hızlı adım atmayı sağlayacak stratejiler geliştirmenin, beklenmedik durumlar karşısındaki nakit yönetimine olumlu katkı sağlayacağını düşünüyorum. Sermaye piyasası araçlarını kullanırken, şirket ihtiyaçlarının tam ve eksiksiz olarak belirlenmesi ve ihtiyaca uygun finansal araçların minimize edilmiş risk politikaları ışığında belirlenmesi oldukça önemlidir. 

 

7. Gelecekte küreselleşme, rekabet, ekonomi, teknoloji ve çevre bilimi gibi çevresel etkenler lojistikte maliyetlendirmeyi nasıl etkileyecek.

Lojistik ulaşmak; ulaşılan her bir nokta için de enerji harcamak demektir. Geleneksel enerji kaynaklarının kullanılmasıyla atmosfere yayılan zararlı gazlar, Küresel bazda tüm dünyayı olumsuz olarak etkilemeye devam ediyor. Ancak tam da bu noktada bizler için yeni sayılabilen bir kavramın önemi ortaya çıkmaktadır, Yeşil Enerji. Yenilenebilir kaynaklardan oluşan enerji kullanımının, gelecek yıllarda Lojistik sektörü için belirleyici önemli bir maliyet kalemi olmasının yanı sıra, ekolojik sisteme olan katkısı ve küresel iklim krizini yavaşlatma -belki bir miktar da önleme ihtimali- sürecinde büyük öneme sahip olduğunu özellikle vurgulamak gerekiyor. Lojistiğin temel unsuru olan ürün hareketinde Yenilenebilir Enerji kullanma yeteneğine sahip araçların rol alması hatta, bunun kanun ve yönetmeliklerle zorunlu hale getirilmesi kaçınılmaz bir değişimin başlangıcıdır. Bu her ne kadar bugün için ciddi bir alt yapı ve ekipman yatırımı gerektirse de sürdürülebilirlik ve gelecek yıllarda verimli bir lojistik operasyonu için hazırlıkların tüm paydaşlar tarafından bugünden yapılmaya başlanması gerekmektedir.

Cerem ÖZER