Geçmişten Geleceğe Karayolu Taşımacılığı

Kategori: Logistical, Sayı 20 | 0
Doç. Dr. Ali Özgür KARAGÜLLE // İstanbul Üniversitesi Ulaştırma ve Lojistik Fakültesi Ulaştırma ve Lojistik Bölümü

 

Tarihten Bugüne Yollar

 

Lojistik ve lojistiğin en temel fonksiyonu olan taşımacılık, dünya tarihinde ilk yerleşimlerin kuruluşuna kadar giden bir tarihsel süreci barındırarak yaşamımızda yer almıştır. İnsanlığın ilk şehirleri nehir ve deniz kenarlarında olsa da bu şehirlerin (ya da köyler gibi yerleşimlerin) birbirine karayolu ile bağlanması zorunluluk olmuş, böylelikle yollar oluşmuştur. Günümüzde “karayolu” olarak adlandırdığımız “yollar”ın önemi de ilk çağlardan beri öne çıkmaları farklı başlıklar altında olsa da hep en üst seviyede kalmıştır. Kimi zaman savaşan ordulara lojistik destek sağlayan yollar, gün gelmiş ekonomik ve ticari hayatın canlı kalmasına vesile olmuştur. Romalıların meşhur Via Egnatia’sı ile Doğu-Batı ticaretinin meşhur İpek Yolu bu durumun en şöhretli örneklerini oluşturmaktadır.

 

Uzak tarihte ordular ve savaşlar için hayatî öneme sahip olan yollar, ekonominin gelişmesi ve karmaşıklaşması, özellikle sanayi devriminden sonra hızlanan süreç içerisinde lojistik akışların işletmelerin kalbine yerleşmesi sonucunda stratejik bir hale gelmiştir. Yollarla birbirine bağlanan sanayi ve ticaret bölgeleri, bu bölgeler içinde yaygınlaşmış yol ağları ticari hareketleri kolaylaştırıp geliştirdiği gibi ticari bölgelerin büyümesi de yollara olan ihtiyacı körüklemiş ve böylece yolların ekonomileri, ekonomilerin de yolları büyüttüğü günümüz karayolu ağları ortaya çıkmıştır. Karayolu taşımacılığı da bu altyapı büyümesine paralel olarak gelişmiş ülkemizde de dünyada da en çok tercih edilen taşıma türü haline gelmiştir. Karayolu taşımacılığının kapıdan kapıya taşımacılık yapma, diğer taşıma modlarına göre daha küçük miktarlarla çalışabilme esnekliği gibi avantajları da göz önüne alındığında bin yıl önce ya da bin yıl sonrası fark etmeksizin karayolu taşımacılığının baskın ve yaşamsal bir taşımacılık unsuru olacağını tahmin etmek zor olmamalıdır.

 

Karayolu taşımacılığı dışında kalan taşıma modları, yıllar içinde önemli gelişmeler kaydetmiş olsalar ve her geçen gün taşıma türlerinin farklı kombinasyonlarını kullanan taşıma çözümleri gündeme gelse de karayolu taşımacılığına olan ihtiyaç şekil değiştirerek de olsa egemenliğine devam etmektedir. Yenilikçi lojistik uygulamalar, farklı yaklaşımlarla tasarlanan lojistik operasyonlar bir noktada karayolu operasyonuna ihtiyaç duymaktadır. Klasik tarzdaki karayolu taşıma operasyonları yerini modern, mikro ve teknoloji temelli uygulamalara bırakarak karayolu taşımacılığının farklı yönlerini gündeme getirmektedir. Geçmişten geleceğe dönüşüm gösteren karayolu taşımacılığının ne yönde evrimleşmesi gerektiği konusu ise lojistik alanında çalışanların temel araştırma alanlarından birini oluşturmaktadır.

 

Gelecekte karayolu taşımacılığı nasıl evrimleşecek?

 

Karayolu taşımacılık işletmelerinin tüm diğer işletmelerde olduğu gibi dijital dönüşümden paylarını almaları kaçınılmazdır. Özellikle tedarik zincirlerinin bilgi temelli altyapılarla işletildiği bir ortamda değil gelecekte günümüzde bile bu dönüşümden uzak kalmak mümkün değildir. Rekabette fark yaratacak işletmelerin yalnızca değişime adapte olanlar değil, değişime inovatif olarak yön verecek işletmeler olması gerekir. Başka bir deyişle teknolojik dönüşüme ayak uydurmak sadece kısa bir dönem varlığını sürdürmeyi garanti altına alacak, uzun vadede sürdürülebilir rekabet avantajı için yenilikleri kendine uyarlayan değil yenilikleri keşfeden şirketler şanslı olacaktır. Lojistik alanında eğitim almış ve almakta olan, bir önceki jenerasyona göre yazılım bilgisi daha gelişmiş gençlerin bu alanda istihdam edilmesi önemli olduğu kadar bu gençlerin de bu alanlarda inisiyatif almaları ve girişimlerde bulunmaları da aynı ölçüde önemlidir.

 

Karayolu taşımacılık işletmelerinin işletme yapılarının da çağın gereklerine uygun bir şekilde revize edilmesi gerekmektedir. Öyle ki gün geçtikçe daha yenilikçi iş modelleri, organizasyon yapılarıyla yeni süreçlerde faaliyet gösteren genç, esnek ve dinamik şirketler sektöre girmektedir. Çoğunlukla yukarıda bahsettiğimiz tarzda inisiyatif alan genç profesyonellerin kurdukları bu şirketler geleneksel iş usulleriyle iş yapan, hantal şirketleri kısa zamanda sistem dışına itecektir.

 

Karayolu taşıma işletmelerinin yapması gereken bir diğer konu da dünyadaki en iyi örnekleri analiz etmek, farklı iş modellerini gündeme almak ve geleceğin organizasyonlarını kurmaktır. Operasyon anlamında da süreçlerin yenilenmesi anlamında da dünyadaki örnekleri analiz edip mümkünse geliştirmeden küresel dünyada sürdürülebilir bir rekabet avantajı sağlanamayacağı açıktır. Yalnızca yönetsel ve operasyonel süreçler değil, insan kaynaklarının nitel yapısı da çağın gereklerine uygun hale getirilmelidir. Bu alanda en kolay uyarlanabilir alan araçlar, ekipman ve diğer donanımdır. Ancak bunları kullanarak operasyon yapacak, operasyon yapacakları planlayıp koordine edecek birey ve süreçler de küresel en iyi uygulamalar seviyesine yükseltilmelidir. Bu çerçevede uzaktan eğitim başta olmak üzere hibrit eğitim modelleri başarıyla uygulanmalıdır. Özellikle lojistik sektöründe faaliyet gösteren işletmeler coğrafi bir dağılıma ve bölgesel temelli organizasyon yapılarına sahip oldukları için uzaktan eğitimin bu şirketlerin “yaşam boyu eğitim” perspektiflerinde sıkça yer alması gerekir.

 

Gün geçtikçe çevreye duyarlı ve yeşil taşımacılık uygulamalarının ön plana çıktığı bilinmektedir. Özellikle karayolu gibi günah keçisi haline getirilmiş bir alanda hem yenilikler yapmak hem de sosyal bilinç çerçevesinde operasyonları buna uygun hale getirmek önem kazanacaktır. Günümüzde sosyal sorumluluk olarak yüklenilen çevreci kaygılar yakın gelecekte yasal zorunluluklar halini alacak, buna uyum sağlayamayan şirketler piyasadan silineceği gibi uyum mecburiyetine sürecin geç aşamalarında dahil olan şirketler farkı kapatmak için yüksek bütçeli yatırımlara girmek durumunda kalacaktır. Bu nedenle günümüzde ulvî bir bakış açısıyla hassasiyet gösterilen çevreye, doğaya ve topluma duyarlı uygulamaları vakit geçirmeksizin temel operasyonların içselleştirilmiş bir parçası haline getirmekte fayda vardır.

 

Gelecek Ne Ölçüde Tahmin Edilebilir?

 

Günümüzde bilişim sistemleri, yapay zeka simülasyonları geleceği en doğru şekilde tahmin edebilmek için çalışmaktadır. Büyük ölçüde isabetli tahminlerde bulunan bu sistemlerin aslında sürdürülebilirliğe ilişkin tahminler konusunda ne kadar da zayıf kaldıkları etrafımızdaki hızlı dönüşümden anlaşılmalıdır. On yıl öncesinde adının anlamı olmayan mesleklerin günümüzün popüler iş alanları olduğu hızla değişen bir dünyada yaşıyoruz ve bu değişimi önceden kestirmenin ne kadar zor olduğunu gün geçtikçe daha fazla anlıyoruz. Konuya bu perspektiften bakıldığında aslında korkutucu ve bilinmez olan tahmin edilemeyen geleceğin, bir fırsat olduğunu düşünmek de mümkündür. Şöyle ki, ne kadar tahmin edersek edelim yirmi otuz yıl sonrası gibi iş hayatının stratejik boyutu için çok da uzun olmayan bir vadede gerçekleşeceklere yönelik neredeyse hiçbir şeye hakim olmadığımızı bilmek bizi rahatlatabilmeli, ancak rehavete düşürmemelidir. 

 

Tahmin edilmesi zor olan bir gelecekte olacaklara karşı bağışıklık kazanmak için her türlü durum ve yeniliğe uyum sağlayabilecek, esnek, adaptif şirket yapıları kurmak ön plana çıkmalıdır. Değişimin ne yönde olacağını bilemesek de olan değişime uyum sağlayabilecek esneklik ve bağışıklıkta şirketler kurmak, bunu yaparken de de operasyonel, yönetsel ve insan kaynakları boyutlarını da göz önünde bulundurmak bu alanda yapılabilecek en yerinde uygulama olacaktır. Bu durumda yine en önemli görev sektöre girecek gençlere, gençlere gerekli donanımları kazandıracak eğitim kurumlarına ve bu gençlere inisiyatif göstermelerine imkan tanıyacak lojistik işletmelerine düşmektedir.