İstanbul’un 3. Havalimanı

Kategori: Logistical, Sayı 12 | 0

Ceren Yağmur SevimÜçüncü Havalimanı Projesi, T.C. Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü tarafından “Yap-İşlet-Devret” modeli ile 3 Mayıs 2013’de ihale edilmiştir. İhaleyi 3 Mayıs 2013’de 22 milyar 152 milyon Avro’luk cumhuriyet tarihindeki en yüksek teklifle Cengiz-Kolin-Limak-Kalyon-Mapa OGG (Ortak Girişim Grubu) kazanmıştır. 91.666.158 m2’lik alanı kapsayacak olan proje, 2009 tarihli İstanbul Çevre Düzeni Planı’nda üçüncü havaalanı için belirlenen yerin Silivri-Gazitepe olmasına karşın plan yok sayılmış ve projenin yeri Kuzey Ormanları sınırları içindeki Yeniköy-Akpınar köyleri olarak belirlenmiştir. Yer seçimi konusunda;

  • Doğal/yapay mania durum tespitleri
  • Rüzgar verileri
  • Bölgenin ekolojik dengesi,
  • Hava sahası planlaması,
  • Hava sahasındaki alçalma ve tırmanma yüzeyleri,
  • Kamulaştırma maliyetleri,
  • Yeterli arazi kapasitesinin ve kullanım alanının mevcudiyeti,
  • Atatürk Havalimanı uçuş koridoruna olan uzaklık,
  • Kamulaştırma maliyeti,
  • Deniz kıyısına yakın olması halinde seyrüsefer açısından kolaylıklar sunması,
  • Havalimanı yerleşimi ile deniz arasında bir yapılaşma oluşmaması hususlarında değerlendirme yapıldığı belirtilmiştir.

Proje alanı toplam 76.500.000 m2’lik alanda yer almaktadır. Proje alanının arazi kullanımlarına göre 6.172,7 hektarı orman, 1.180 hektarı madencilik ve diğer kullanım, 660 hektar göl alanı, 236 hektar mera, 60 hektar kuru tarım (nadassız), 2 hektar fundalık alan ve proje alanının yaklaşık %2,47’lik (189,182 hektar) kısmı özel mülkiyet arazisidir.
İstanbul Bölgesi 3. Havalimanı projesi kapsamında; 6 adet ana pist, 4 adet apron ve pistlere ait taksirutların yapımı planlanmıştır. Ayrıca proje kapsamında iç ve dış hatlar terminal binaları ve havalimanı için gerekli diğer tüm tesislerin (giriş kontrol binası, teknik blok-kule, DHMİ hizmet binası, itfaiye binası, iş makineleri ve oto garajı, emniyet binası, regülatör binası, güç merkezi, ısı merkezi, su deposu, gümrük binası, vb.) yapımı gerçekleştirilecektir. 150 milyon yolcu kapasiteli yeni havalimanı İstanbul’un Avrupa Yakası’nda 2017’de ticari uçuşlara başlaması bekleniyor. İlk etabının yer tesliminin ardından 29 Ekim 2017’de açılması planlanmıştır. Dördüncü aşamanın sonunda havalimanın toplam 6 pisti olacak. Pist başı saatlik kapasitesi 19 iniş ya da kalkıştır. Pistlerin uzunluğu 3500 metre olacak. Apronun kapasitesi 500 uçak olacak. Havalimanı dünyanın en büyük uçağı Airbus A380’e uygun olacak. Yolcu kapasitesi 90 ile 150 milyon yolcu arasında olacak. Öngörülen 77 kilometre karelik alanı ile Dammam Kral Fahd Havalimanı ve üç ABD havalimanından sonra dünyanın beşinci büyük havalimanı olacak.

Yap-İşlet-Devret modeli ile yapılması planlanan havalimanın tüm bağlantıları ile beraber maliyeti yaklaşık 10,2 milyar Euro’dur. Üçüncü Havalimanı Projesi sebebi ile doğrudan kesilecek orman alanı toplamı 6.173 hektardır. Fakat bu miktar etki sahasını içermemektedir. Etki sahasındaki kesimler dahil edildiğinde yaklaşık olarak 2,5 milyon civarında ağaç kesimi yapılacağı öngörülmektedir. Alanın yaklaşık 1/3’ü meşe ve kayın karışımı doğal ormanla kaplıdır ve toplam ormanlık alan 6.172 hektardır. Geri kalan bölümü ise geçmişte plansız, denetimsiz, çoğu zamanda ilkel yöntemler uygulanarak çıkarılmış ve şimdilerde terkedilmiş kömür ve kum ocağı işletmeleridir. Maden İşleri Genel Müdürlüğü (MİGEM)’e kayıtlı maden sahası 2.670 hektardır. Yakın zamana kadar bu alanlar, çok sayıda düzensiz tepeler ve çukurlardan ibaretti. Maden işletmelerinden arta kalan çukurlar zaman içinde su ile dolarak yapay göllere dönüşürken; kömür ve kum işletme atıklarının oluşturduğu yığınlar ise ağaçlandırılarak tepelere dönüşmüştür. Bölgede bu şekilde oluşmuş irili ufaklı 66 adet göl tespit edilmiştir. Bölgede tespit edilen göllerden sadece bir tanesi doğal oluşumlu bir göldür. Özellikle büyük göllerin tabanındaki 6,5m’ye kadar varan kalınlıkta balçık; geniş yüzey alanlarına sahip suya doygun sedimentler ve gevşek malzemelerden oluşmuş maden atık yığınları zemine ait tehlikeli özelliklerden birkaçıdır. Terkedilmiş kömür sahalarında yapay olarak oluşmuş göller ve tepeler, topografik engellerin giderilmesi için aşırı miktarda kazı ve dolgu yapılacak olması, mevcut suni göllerin susuzlaştırılması, 65 adet suni göl tabanındaki suya doygun sedimentlerin varlığı, yüzeysel ve derin heyelanlar, ani ve süreye bağlı oturmalar, sıvılaşma riskleri, yeraltı su seviyesinin belirsizliği, rehabilite edilmeden terk edilmiş kömür ve kil sahalarının durumu, hem jeolojik olarak oturmasını tamamlamamış suya doygun birimler hem de normal konsolide birimlerin proje yükünü karşılamayacak kalitede olması gibi nedenlerden dolayı havaalanı inşaatının böyle bir zemin üzerine inşası ancak kağıt üzerinde olanaklıdır. Daha iyi bir yer seçimi, proje maliyetleri ve zaman sürecini aşağıya çekecektir.

ÇED raporu eki olarak sunulan ve proje alanı ve etki alanındaki kuş hareketlerinin değerlendirildiği raporda özetle proje alanının ve yakın çevresinin çok sayıda habitata ve sulak alana sahip olduğu, Türkiye’nin önemli kuş göç yollarından birinin geçtiği rota üzerinde olduğu, bölgede çok sayıda kuşun konakladığı açıklanmaktadır. Yılda bir milyonun üzerinde kuş bu bölgeden geçmektedir. Karadeniz kıyısının sis kuşağı da bu bölgeyi kaplamaktadır. Bölgenin ekolojik yapısı, bölgeye ait rüzgar durumu, proje sahasının büyük bir kısmının orman arazisi olması, bölge halkının geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlaması gibi nedenler de bölgenin yapılaşmaya açılmaması gerektiğini göstermektedir.

3. Havalimanı

PROJENİN SU KAYNAKLARINA VE ÇEVREYE ETKİSİ

ÇED raporunda da kabul edildiği gibi, son yıllarda artarak devam eden hızlı ve plansız kentleşmeden su havzaları önemli ölçüde etkilenmiş ve yer yer yoğun konut ve sanayi alanlarıyla işgal edilerek; amacı içme ve kullanma suyu sağlamak olması gereken bu doğal ortamlar, önemli ölçüde tahrip edilmiştir. Havaalanı planlanması ve 3.köprü projesi ile birleştirilmesi İstanbul’un kuzeyini ranta teslim edecek, Avrupa yakasındaki içme suyu kaynaklarının sonunu hazırlayacak ve İstanbul’a nefes veren son boş kalan yeşil alanlarını geri dönülemez şekilde yok edecektir.

TERKOS GÖLÜ VE 3. HAVALİMANI

Terkos Gölü su potansiyeli ile İstanbul çevresindeki tatlı su rezervlerinin %22’sine sahiptir. Şehir kullanım suyunun önemli bir bölümünü karşılamaktadır. Aynı zamanda Terkos gölü Istranca derelerinden gelen sular için depo vazifesi görmektedir. Söz konusu proje alanının bir bölümü, halihazırda planlama aşaması devam eden Pirinççi Barajı ile Terkos gölü ve Alibey Barajının uzun mesafe koruma alanında kalmaktadır. Bu kapsamda yapılması planlanan 3. Havalimanı projesi bölgede meydana gelecek nüfus yoğunluğu ve sanayileşme sadece projenin kapsadığı alanları değil tüm havza alanlarındaki kirliliğini geri dönüşü olmayacak biçimde arttırma riski taşımaktadır. Söz konusu projenin etrafında bulunan yüzeysel su kaynakları (Terkos Gölü, Alibeyköy barajı ve planlama aşaması devam eden Pirinççi Barajı) şu an Elmalı Barajında yaşandığı gibi kullanılamaz noktasına gelecektir. Terkos Barajı, 3.Havalimanı proje sahasına kuzeybatıda 2,5 km mesafede yer almaktadır. Söz konusu proje sahası Terkos Barajı orta mesafe koruma alanı ve uzun mesafe koruma alanı içinde kalmaktadır. Projenin inşaat aşamasında, inşaat faaliyetleri ve hafriyat dökümü sırasında oluşacak toz ve egzoz emisyonları gölü olumsuz etkileyecektir. Projenin inşaat aşamasında, alanda bulunan akarsuların yataklarının tahrip edilmesi sonucu Terkos Gölü’nün su toplama miktarlarında azalma ve yüzeysel akışlarla kirlilik yüklerinde artma gerçekleşecektir. Su toplama alanı 736,2 km2, su alanı 39 km2olan Terkos Gölü havzasını besleyen 2 adet derenin, yapılması planlanan inşaat çalışmaları sonucu, göle olan bağlantısı kesilecektir. Söz konusu derelerin tahrip edilmesi sonucu barajda su toplama miktarında azalma ve yüzeysel akışlarla kirlilik yüklerinde artma gerçekleşecektir. Terkos gölü havzasını besleyen Ceko deresi ve devamındaki adı Üstülük deresi olan dere ile Yeniköy deresinin bir kısmı tahrip edilecektir. Bu kapsamda Terkos dere akış güzergahlarının bu durumdan etkilenerek su potansiyelinin azalacağı görülmektedir.

YOLCU VE OPERASYON SAYISI TAHMİNİ

Yolcu taleplerindeki artışın Türkiye’deki nüfus artışına doğru orantılı olacağı varsayımı ile, gelecekte taşınacak potansiyel yolcu sayısının kademeli olarak inşa edilecek havalimanının tam kapasiteye ulaşması ile yıllık 150 milyon yolcu (giden ve gelen yolcu toplamı) olması planlanmaktadır. Bir havalimanında yalnızca giden yolculardan seyrüsefer geliri elde edilebilir. Havayoluyla gelmek isteyen bir yolcunun dönüş için de havayolunu kullanacağı varsayılırsa projeksiyonu yapılan yolcu sayısının tamamını potansiyel gidiş yolcusu olarak kabul etmek mümkündür. Havalimanı dünyadaki en büyük uçaklara hizmet verebilecek şekilde inşa edilecektir. Dolayısıyla limanın açılır açılmaz uluslararası dolaşıma açılacağı ve talebin sadece yurt içi dolaşımı ile sınırlı kalmayacağı göz önüne alınırsa, alanı kullanacak dünyadaki en büyük uçak tipinin Airbus A380 (850 yolcu) ve dünyada en yaygın kullanılan uçak tipi olan Boeing 737 serisi uçakların (yaklaşık 150 yolcu) yolcu sayısı ortalamasından yola çıkarak uçak başına 300 kişinin (yolcu kapasitesi düşük uçakların ortalama olarak fazla olması sebebi ile) olacağı varsayılmıştır. İstanbul Bölgesi 3. Havalimanının tam kapasite ile çalışması durumunda pist başına saatte 19 adet uçak iniş veya kalkış yapabilecektir. Bu hesaplamalar ile 3,15dk’da bir uçak pistlere iniş veya kalkış yapabilecektir.

PROJE KAPSAMINDA DEPOLANACAK YAKIT TÜRLERİ, ÖZELLİKLERİ, ADEDİ VE İKMAL SİSTEMİ

Havaalanında planlanan yakıt ikmal sistemi için 2 alternatif sistem söz konusudur ve bu iki alternatif sitemde planlanan projede kullanılacaktır. Bunlardan ilki yakıtın yakıt tanklarından ikmal tankerleri ile alınarak taşınmasıdır. Yakıt tanklarından yakıt yüklemesi yapan modern akaryakıt tankerleri, uçakların park pozisyonlarında ikmal işlemlerini en hızlı ve güvenilir şekilde yapacaklardır. İkinci alternatifte ise yer altı hidrant hattı (yer altı boru hatları) ile yakıt tanklarından alınacak yakıt uçaklara taşınacaktır. Proje kapsamında depolanacak uçak yakıtı JET (Kerosen) yakıtıdır. Ayrıca havalimanı idaresine ait araçların yakıt ihtiyacı içinde dizel yakıt ve benzin yakıtlarının depolaması planlanmaktadır.

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi; Çevre Jeolojisi açısından 3. Havaalanı adlı raporunda seçilen bölgenin havaalanı için uygun olup olmadığı konusunu araştırmış ve bölgenin havaalanı yapılması için uygun olmadığını belirtmiştir. Proje ile ilgili açıklanan ÇED Raporu’na göre projenin çoğunluğunun mevcut ormanın üzerinde inşa edilecek olması nedeniyle bu bölgedeki ekolojik sisteme zarar verileceği endişesi gündeme getirilmiştir. İnşaat bölgesindeki kurutulacak göl alanlarının sulak alan olma özelliklerini yitirecek olmaları da eleştirilen konuların başında gelmiştir. Ancak İstanbul’un mevcut Atatürk ve Sabiha Gökçen Havalimanlarının artan kapasite taleplerine cevap verememesi üçüncü havalimanı projesinin başlıca gerekliliklerinden birini oluşturur. Proje tamamlandıktan sonra İstanbul önemli bir aktarma merkezi haline gelecektir. İstanbul’a yapılacak 3’üncü havalimanı Avrupa’nın en önemli aktarma noktalarından biri olan Frankfurt’a bu konuda rakip olacaktır. Ayrıca hava kargo ulaşımında da önemli bir transit noktası olabilecek potansiyele sahiptir. Taşınan kargonun büyük bölümünün yolcu uçakları ile taşınmakta olduğunu ve 3. Havalimanından dünyanın 200’den fazla noktasına ulaşımın mümkün olduğunu düşünürsek bu durum, hava kargo taşımacılığının güçlü yönü olarak karşımıza çıkacak ve hava kargo taşımacılığını büyüme yönünde etkileyecektir.