Komplo Teorileri -Ten Teori-

Kategori: Sayı 17 | 0

DÜNYA ÜZERİNDE OYNAN OYUNLAR

KOMPLO TEORİLERİ -TEN TEORİ-

Başka bir amaç ile farklı bir konuda yazarak kaleme almak, yazının konusuna istinaden önlemli olabileceğini düşünerek yazımda kullanmak istediğim “Ekolojik Et” ’in testlerinin yapılmaya başlanmış olması, bunun üretimine ve kullanımına başlanmasının doğuracağı etkileri düşünürken yazı uzadıkça uzadı, konu dağıldıkça dağıldı, sosyal medyada karşıma çıkmış bazı görseller ile ortalık karıştı ve ben kendime geldiğimde notlarıma baktığımda işin içinden çıkılmaz bir hal aldığını, dünyanın ve lojistiğin komplo teorileri ile globalde alt üst olduğunu gördüm…

İçlerinden bazıları gerçek olabilir (mi) bilinmez ama ya olursa!

Bu yazdıklarımı sizlerle de paylaşmak, başarabilirsem sizleri biraz şaşırtmak, belki biraz korkutmak, belki de biraz olsun ümitlendirmek ve/ya “Neden olmasın?” dedirtmek ve düşünmenizi sağlamak istiyorum.

Ekolojik et:

2013, bu teknoloji ile milyarlarca eksik besin alan insan doyurulabilir. Ekolojik iflasın engellenmesine de katkı sağlayabilir. Ayrıca bu sayede ekim alanlarına ve onların sulanmasına gerek kalmayarak dünyanın susuzluk sorununa ve geleceğine çözüm olabilir. Su savaşlarına engel olacaktır. Kimse kimseyi tehdit edemeyecek, en azından güç dengeleri korunmuş olacak. (Teori 1)

 

Pasifik okyanusunda Kiribati Cumhuriyeti:

Sera gazı salınımını sıfıra da indirse, diğer ülkeler aynı şeyi yapmadığı takdirde yine de sular altında kalabilir. (Teori 2)

 

Milli soyutlanma:

İklim değişikliği bağlamında, nükleer savaş bağlamından daha tehlikeli belki de. Her bir ülkenin kendini düşünme, kurtarma, komşu ve/ya dünya ülkelerini umursamama, kendisini soyutlaması maalesef ki kendi kendini ve hatta dünyayı yok etmeye gidebilecek sebeplere etken olmakta en tehlikeli yoldur. (Teori 3)

Teori 4.1

 

Küresel ısınma:

Atom bombasının etkisi ve bu etkinin sonucu doğacak felaket anlık olduğundan önlem alınmak ve önüne geçilmek istenmesi doğal bir durum. Çünkü yıkımı büyük ve anlık olacaktır. Ancak bilinmeyen, bilinse de etkisinin anlık olmadığından dolayı “daha sonra da ilgilenebiliriz” denilen küresel felaketin etkisi Atom bombasına göre yavaş ancak daha etkili olacaktır.Bu sebeple yükselen sıcaklık Çad’ı çöle çevirecekken Sibirya’yı dünyanın tahıl ambarına dönüştürebilir (Teori 4.1).

Teori 4.2

Bu etkinin yaratacağı küresel tepkimeyi bir hayal edin! Rusya’nın elinde böyle bir imkân, böyle bir tahıl ambarı olduğunu düşünün ve bununla neler yapabileceği üzerine teoriler geliştirin. Rusya üzerinde Sibirya’nın tahıl ambarı olması…Küresel ısınma nedeniyle bu sene (2019) Rusya’da yetiştirilen tahılın kalitesi yüksek çıkmıştır.  Üstelik kuzeydeki buzlar eridiğinde Rus hakimiyetindeki Arktik rotalar küresel ticaretin anayolu haline gelebilir. Ticaretin yönü ve şeklinde değişmeler olacaktır. Bunun bir nedeni olarak dünyanın kesişim noktası unvanı Singapur’dan Kamçatka’ ya geçebilir (Teori 4.2).

Arizona çölüne kar yağmasının ABD’nin güneyinde yaratacağı etkiyi düşünelim. Amerikan filmlerinde genelde olan felaketlerde halkını güneye Meksika’ya transfer ederler. Oysaki iklim değişiklikleri ile bu transfer yönleri değişiyor olacak. Kuzeyden Güney’e ve tersine olan taşımacılık ve ulaşımda şekil                                                          değişikliği yaşanacak.

Fosil yakıtlardan yenilenebilir enerji kaynaklarına geçilmesi (Teori 5):

Kimi ülkelere göre diğerlerine cazip gelecektir. Çin, Japonya ve Güney Kore yüklü miktarda petrol ve gaz ithalatına bağımlılar. Bu yükten kurtulduk diye bayram ederlerken, Rusya, İran ve Suudi Arabistan ise bunların ihracatına bağımlı kalacaklar. Petrol ve gaz birdenbire yerini güneş ve rüzgâr enerjisine bırakırsa bu ülkelerin ekonomileri çökecektir. Halihazırda dünya için yaklaşık 600 yıl daha yeterli olacağı varsayılan fosil yakıt olduğunu düşünürsek gezegende… Bu sebeple ne elektrikli araçların ve nede doğal yollarla yürütülebilen araçların piyasaya çıkmasına izin verilmeyecektir.

 

O nedenle (Teori 6):

Çin, Japonya ve Kiribati gibi ülkelerin küresel karbon salınımını bir an önce azaltmak konusunda çabalaması muhtemelken, Rusya ve İran gibi ülkeler o kadar hevesli olmayabilir. ABD gibi küresel ısınma sonucu kaybedecek çok şeyi olan ülkelerde bile tehlikeyi yeterince önemsemeyen dar görüşlü ve bencil milliyetçiler bulunabiliyor. Milliyetçiler bile, insanların acil ihtiyaçlarını ön plana alıp çevreyle sonra ilgileniriz ya da başkaları düşünsün diye kendilerini avutma eğilimi gösterebilir çünkü atom bombası gibi kimsenin göz ardı edemeyeceği derecede bariz ve aniden olup bitebilecek bir tehdit değil küresel ısınma.

Rusya ve ABD’nin Demiryolu ile bağlanması (Teori 7):

Teori 7

Dünya üzerinde yaşanmış olan sürekli doğal olaylar nedeniyle suların çekilmesi veya yükselmeleri sonrasında en son halini alarak karalar son şeklini almıştır. Bilim adamlarının sürekli yaptıkları araştırmalar buzulların erimesi, erimenin hızlanmasına sebebiyet verecek doğa katliamlarındaki artışlarının yazımın başlarında da belirttiğim değişikliklere sebebiyet vereceği, bu olayların bazılarının felaketi olabileceği gibi bazılarının ise fırsatları olabileceği görülmektedir.

Bir başka doğa olayı sonrasında Rusya ile ABD’nin kara üzerinden demiryolu bağlantısı sağladığını bir düşünün…

Bu durumun globalde lojistik üzerindeki etkisi ne olurdu? Çin bu durumda ne yapardı? Rusya üzerinden ABD’ye ulaşmaya mı çalışırdı? Buna Rusya izin verir miydi? Rusya ile ABD arasında gerçekleşebilecek ticaret sayesinde lojistik, bu sayede de dünya üzerindeki soğuk savaşın dönüşümü, etkileşimi ne olurdu? Ve bunun dünya üzerinde yaratacağı olumlu olumsuz etkileri… Avrupa ne yapardı bu durumda? Rusya sadece belli bir oranda ABD ihtiyaçlarına karşılık verebilecekken, ABD’mi Rusya’ya daha çok ihracat yapardı? Rusya’nın bugüne değin taviz vermediği, daha yeni yeni içine almaya başladığı ABD emperyalizmi mi yerleşirdi bu ülkeye? Yoksa iki ülke birbirini işgal etmeye mi çalışırdı! Peki, bu durumun globale etkisi ne olurdu? Üçüncü Dünya savaşı mı? Veya olası yeni bir soğuk savaş mı?

Resim 1

Çin’in AB’ne ulaşabilme isteği:

OBOR projesi. Pakistan, Hindistan, Nijerya ve Yunanistan liman yatırımları…

Çin’in Pire’de tren işletmesine gözü dikmesi, yaptığı antlaşma, bu sayede Yunanistan’ın elde ettiği gelir ne kadar olabilir? Çin bu sayede hem denizden ve hem de karadan AB’ye ulaşmayı başarmış durumda. AB’ni elinden kaçırma, buraya yaptığı ihracat hacminde kayıp yaşama riski bulunan ABD ne yapıyor? ABD – Çin arasındaki ve adına “Ticaret Savaşları” denen soğuk savaşın bu iki ülke haricinde globalde etkisi neler? Dünya ekonomisi bu durumdan nasıl etkileniyor ve dünyanın cari açığının miktarı hangi boyutta? Buradan demiryolu ile Macaristan’a (Resim 1), karayolu ile AB’ye giriş yapan Çin, ayrıca Türkiye’yi demiryolu ile geçerek AB’ye ulaşma hızını artırmak istiyor. AB’ye ihracatta bizi geride bırakma riski çok yüksek. Türkiye bu noktada sadece bir toprak parçası mı Çin için? Yoksa ticarette iş birliğine gidilecek, ticaret yapılarak bu ticarette artış sağlanacak bir ülke mi? Türkiye’nin ihraç ettiği mallarının önüne geçerse Çin ne olacak? Türkiye ekonomisi bundan nasıl etkilenir?

Kasım sonunda COSCO, Pire Limanı’nı işletmek için anlaşma yaptı. Bu anlaşma için sadece firmaların yetkilileri değil Yunanistan Başbakanı Karamanlis ve Çin Devlet Başkanı Hu Jintao’da devrede idi. Anlaşma sonrası Karamanlis “Çin ürünleri için Yunanistan’ın Güney Doğu Avrupa ve Doğu Avrupa’ya çok önemli transit noktası olacağını” söyledi. 2007 yılının mayıs ayında da Çinli Link Global Logistics (devlet destekli olduğu söylenmektedir). Almanya’daki Parchim Havalimanı’nı satın almıştı. Çin ne yapmak istiyor? Krizde yatırım yapılır mı? Eğer olaya uzun vadeli stratejik yaklaşım olarak bakılırsa Çin’in rekabet gücü için önemli adımlar olduğu görülür.

Çin, Pire Limanı’nı “ejderin başı” olarak görüyor. Biz de “Pekin ve Londra’yı birleştiriyoruz” diyoruz…

Resim 2

Çin ve Mauritius, sırasıyla her iki ülke için ithalat hacminin yüzde 92,8’ini içeren sırasıyla yüzde 96,3 ve ürün tarifesi kalemlerinin yüzde 94,2’sinde sıfır tarifeye ulaşacak. İki taraf ayrıca menşe kuralları, ticaret yolları, ticarette teknik engeller ve sağlık konularında anlaştılar. Anlaşma, mal ve hizmet ticaretini, yatırım ve ekonomik iş birliğini kapsıyor. FTA’ya göre, FTA sadece ikili ekonomik ve ticari ilişkileri (Resim 2) derinleştirmek için daha güçlü bir kurumsal garanti sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda Çin-Afrika ekonomik ve ticari iş birliğini de artıracak. Hizmet ticareti alanında, Çin ve Mauritius, 100’den fazla alt sektör açmaya söz verdiler. Mauritius, Çin’e iletişim, eğitim, finans, turizm, kültür, ulaşım ve geleneksel Çin tıbbı gibi önemli hizmet alanlarında 130’dan fazla alt sektör açacak. Bu, şu ana kadar Mauritius’taki hizmetler alanında açılmanın en üst seviyesi.

Ortadoğu ve Türkiye’de etkiler:

Gebze-Halkalı tren hattının açılması ve doğuracağı etkiler… Halkalı-Kapıkule demiryolu hattı, OBOR için yapılan ek demiryolu hatları ile oluşan güzergahta Kars’a 12 saatte yük ulaştırılması ve karayolu taşımacılığının durumu. “China Railway Express’in 40 vagon ve 1600 ton yükü Kars üzerinden İstanbul’a ulaştı (5 Kasım) ve Marmara Tüp Geçidini kullanarak ikiye bölünen yüklerinin iki ayrı lokomotif ile Avrupa yakasına geçerek Halkalı’ da bu sefere özel tertip edilen tören ile karşılandı. Halkalı-Kapıkule yüksek hızlı demir yolu Projesi bittikten sonra Avrupa’ya Kara yolu ile ihraç yükü gönderemeyiz herhalde!

Bizim ülkemizde ne, neler olabilir? Neler olmalı?

NOT: 13 Mayıs 2017 tarihli karşılıklı imzalanmış olan Karayolu Taşıma Antlaşması halen Dışişleri Bakanlığı’nda onay için beklenmektedir.

Ülkemizin her bir bölgesinde farklı sistemler kurgulanabilir ve hayata geçirilebilir. Doğuda hayvancılık ve yanına da İsviçre de olduğu gibi saat.

Resim 3

Çin’in Rusya’yı elimine ederek Türkiye’yi kullanması, Marmaray’ı aşarak Çekya’ya ulaşması, 2.demiryolu rotası oluşturması (Resim 3).

Türkiye olmazsa; Pakistan, İran, Azerbaycan, Gürcistan, Özbekistan, Kazakistan,

Afganistan… Hepsine alternatif var (Resim 4).

Ya da Kuzey Afrika üzerinden Fas’tan giriş yaparak Ortadoğu’yu baştanbaşa geçmek istemesi planları arasında. Kanalı aşarak İspanya’ya ulaşarak AB’nin merkezine doğrudan ulaşım sağlayabilmek başka bir plan dahilinde. Çin’in AB’ye ulaşabilmek için yaptığı planlar, komplo teorileri bir türlü bitmek bilmiyor, sınır tanımıyor. Hedefine emin adımlarla ilerleyen, istediğini elde edebilmek için her şeyi yapabilecek, avını her şekilde kıstırarak ele geçirebilecek bir yeteneğe ve güce sahip.

Veya gerçekleşmiş bir başka taşıma; Almanya’dan yola çıkan Tır, Almanya, Polonya, Belarus, Rusya ve Kazakistan’ı geçtikten sonra Çin’e ulaştı. Yüksek teknoloji üretim ekipmanı yüklü Tır, Güney Almanya’daki Dornstadt’tan Şangay’a 11 bin kilometrelik yolculuğu 2 haftada tamamladı. Bu iki ülke arasındaki navlunu önemli ölçüde artıracak bir gelişme olarak değerlendirildi. Çin ve Avrupa arasındaki karayolu taşımacılığını kullanmak, demiryolu ile karşılaştırıldığında teslimat süresini 10 gün kısaltıyor. Hava taşımacılığının ise karayolundan çok yüksek olması bu modu avantajlı kılıyor.

Rus demiryolları (kısaca SMGS deniyor) sistemine girdiğinizde otomatik olarak Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Tacikistan, Özbekistan, Moğolistan, Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan, Ukrayna, Moldova, Belarus, Rus, Litvanya, Letonya, Estonya, Varna, Varşova ve Kars’a kesintisiz ulaşmış oluyorsunuz. Boji değişim istasyonları için Çin, bütün Avrupa, bir takım Orta Doğu ülkeleri ile Türkiye’de ki bazı şehirler kapsamınıza girmiş oluyor. Buda kabaca dünya nüfusunun yarısı demek oluyor. Kim bu imkânı, sayıyı kaybetmek ve/ya kazanmak ister ve/ya istemez! Bu kazanç ve/ya kayıp kapısını korumak için neler yapılır? Kaybetme korkusu mu, kazanma arzusu mu, yoksa paylaşma korkusu ve/ya arzusu… Hangisi daha ağır basar ve sonuçları ne olur?

2013-2018 yıllarında Çin ile Kuşak ve Yol güzergâhındaki ülkeler arasında gerçekleştirilen mal ticareti hacmi 6 trilyon doları aştı. Çin, Kuşak ve Yol güzergâhında bulunan 25 ülkenin en büyük ticaret ortağı haline geldi. Yine aynı dönemlerde Çin’in bu ülkelere yaptığı doğrudan yatırımlar 90 milyar doları geçti.

Teori 8

İç Bölünmeler, Birleşmeler & Etkileri (Teori 8):

İspanya ve Katalonya’nın kendi içlerinde bölünmesi kimin, kimlerin işine yarayacak? Bu bölünmeyi isteyen kimler ve amaçları nedir? Süveyş kanalı ve Fas bu durumdan nasıl etkilenir?

AB’nin dağılmasını kim/ler neden ister/istiyor? Almanya sırtındaki yükten kurtulmak isterse… Fransa yalnız başına ne yapabilir? İngiltere AB üzerindeki etkisini kaybetti mi? AB’nin dağılması durumunda fakir ülkeler Arnavutluk, Makedonya, Bulgaristan, Sırbistan,

Romanya’nın sonu ne olur? AB ve özelliklede Almanya tarafından beslenen, desteklenen Hırvatistan ve Karadağ’da neler olabilir? Tüm bunların sonucunda hangi ülkeler mantar gibi türeyebilir ve/ya hangi ülkeler birleşebilir? Özellikle fakir ülkeler arasında bir savaş patlak verir mi? Peki, tüm bunların sonucunda AB ülkeleri ve komşu ülkeler ile olan bağlantımız ne olur? Uluslararası ticaret ciddi yara almaz mı? Kim kime ne satacak? Hangi modda taşıma yapılacak, yapılabilecek ve/ya yapılabilecek mi?

Rusya ve Ukrayna’nın birleşmesi tüm dünyada nasıl bir etki yaratacak? AB bu konuda ne yapabilir? Ya ABD?

Bu yukarda yazdıklarım Türkmen ülkelerinin bir araya gelmesine sebep ve/ya vesile olur mu? Bu ülkeler bunu bir fırsat bilir mi? Bu bir fırsat yaratmasa da onlar bağımsız olarak birleşmek isterler mi? Bu birleşme coğrafyada ne gibi değişikliklere neden olur? Hem kara ve hem de demiryolu uluslararası taşımacılığa etkisi ne olur?

İran ve Rusya güçlü ABD ve İngiltere karşısında ağız birliği yapmış durumdalar Hürmüz için. İran birde Suudi Arabistan ile iş birliği yaparsa ABD güçlü bir müttefiki, alış veriş yaptığı, ticarette zengin olan dostunu kaybedebilir mi? ABD, İran’a yaptığı gibi bu Arap ülkesine de ambargo uygulayabilir mi? Asıl önemli bir diğer soru; ABD, İran’a girme teşebbüsünde bulunursa ne olur? Zaten uygulanmakta olan ambargolar nedeniyle ülkemiz İran’a yaptığı ihracatta yara almış durumda. Bu coğrafya karışırsa bizim ekonomimiz nasıl etkilenir, zaten kırılgan olan ekonomimiz. Bu durumda ya Çin ne yapacak? Boğazı kullanamayacak ve ancak mümkün olabilmesi durumunda karayolu ile ulaşabilecek. Peki, İran’da Irak’ın yaşadıklarını yaşayabilir mi? Olası bir ihtimal mi? Akabinde bu ülkenin akıbeti ne olur? Irak ve İran’ın parçalanması durumunda başka ve farklı ülkeler doğabilir mi? Bu durum lojistikte uluslararası karayolu ve deniz taşımacılığına ne şekilde etki edebilir? Yeni ulaşım ağları… Yeni protokoller… Yeni geçiş belgeleri… Yeni ticaret anlaşmaları…

Teori 9

Enerji koridoru (Teori 9):

   Türkiye zamanla yeni enerji nakil hattı projelerine ev sahipliği yapmaya başladı. Gün geçtikçe enerjiye olan rağbet ve ilginin artmasıyla, enerji kaynakları ve pazarları arasında bulunan Türkiye jeopolitik konumu ile büyük avantaja sahip. Öyle ki Türkiye şu anda bile enerji nakil hatlarıyla sarılmış durumda. Peki, şu an Türkiye’deki enerji hatlarının durumu ne? Ülkemizden geçen bu boru hatlarının güzergahlarında olası bir değişiklik neye, nelere mal olabilir? Türkiye’nin Jeopolitik ve Coğrafik yapısı, konumu nedeniyle tercih edilmesi ülkemiz için bir avantaj mıdır? Yoksa dezavantaj mı? Bu durumu kendi lehimize avantaja çevirebiliyor muyuz? Neden biz bu riske giriyoruz ve/ya bu bir risk mi? Depren fay hattı gibi ülkemizi sarmalı içine almış bu boru hatlarının olası bir saldırıya karşı verebileceği zarar oranı ve bunun risk analizi nedir?

 

Gizli Yeni Güçler (Teori 10):

Vietnam, gelirinin 2019 yılının ilk on ayında doğrudan yabancı yatırımlarda (DYY) 29,11 milyar ABD doları tutarında olduğu açıklandı. Özellikle devlet teşvikleri ve iş gücü maliyetlerinin düşük olması, lojistik operasyonların kolaylığı, erişim kolaylığı gibi nedenler başta gelmekte. Asya ve Avrupa ülkelerinin en büyük yatırım merkezi haline gelen Vietnam, kısa dönemde yatırım potansiyelini tamamlayacak gibi. Güney Kore orta teknoloji ürünleri üretimini Vietnam’a kaydırıyor. Çin’de üretim yaptıran yabancı yatırımcılar ve ABD ile sıkı ihracat ilişkisi olan Çinli firmalar için ilk alternatifler arasında Vietnam. Çok değil önümüzdeki 5 sene içinde Hong Kong, Çin, Japonya ve Güney Kore üzerinden ciddi yatırım alacak…

ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşlarından ciddi anlamda yararlanmakta olan bu ülke, 2021 yılında ciddi enerji kesintileri ile karşı karşıya kalma riski altında ve bu sebeple elindeki fırsatı kaçırabilir.

Endonezya, 2025 yılına kadar yaklaşık 300 milyonluk bir nüfusa sahip olması beklenilen bu ülke ekonomik bakımdan listelerde Türkiye’nin iki sıra üzerinde bulunuyor. Özellikle dijital ekonomide bölgenin en güçlü ekonomisi haline geleceği yapılan araştırmalarla tespit edilmiştir. 2050 yılına kadar ise bu ülkenin Asya’da söz sahibi ve gözbebeği olacağı düşünülüyor. Bu durumun Asya üzerinde yaratacağı, yaratabileceği olası değişim rüzgarları nedir ve bölgeyi, kıtayı nasıl etkiler?

SONUÇ:

Yukarıda onca yazdığım teoriler sonrasında bu noktaya gelindiğinde bir sonuç doğar mı? Doğarsa bu sonuç ne ve nasıl olmalı? Bu sonuç nasıl yazılabilir? Nasıl yazılmalı?

İnanın bu noktada bende şaşkınım ancak bir değil birçok sonuç ortaya çıkabileceğinden ben dünyayı derinden sarsabilecek bir iki konu, husus ile sonucu bağlamayı tercih ettim.

  • Küresel Isınma ve Etkileri: Atom bombasının etkisinin büyüklüğünü ve bu etkinin anlık olacağını biliyoruz. Bunu bildiğimizden dolayıdır ki çok korkuyoruz. Peki ya küresel ısınmanın etkileri! Bunun doğuracağı sonuçları, bu sonuçların neler olabileceğini ve ne gibi zararlar verebileceğini biliyor muyuz? Bu olası değil gerçek olacak sonuçların nasıl olsa yakın olmadığını ve bu etkilerin hemen yarın karşımıza çıkmayacağını bilmek biz insanoğlunu ne kadar da rahatlatıyor… “Aman sonra bakarız, sonra düşünürüz, sonra ilgileniriz” diye diye neler kaybetmekte olduğumuzun farkına bile varmıyoruz, varamıyoruz. Bu duruma birde “Milli Soyutlanma”’ düşüncesini ekleyelim tam olsun bitsin.

İki yarım küre olan Güney ve Kuzey yarımkürelerinin her türlü iklimsel ve kıtasal özellikleriyle yer değiştirdiğini bir hayal etsenize… Kimin avantajına ve/ya kimin dezavantajına olur bu durum? Su kaynakları… Tarımsal alanlar… Ulaşım ve ulaştırma ağları… Ekonomik dengeler… İklim örtüsü ve döngüsü… Sular altında kalacak ülkeler, adalar, bölgeler… Bir anda aklıma “2012” adlı film geldi. Fakirleşen bir Güney Yarım Küre, tam aksine zenginleşen bir Kuzey Yarım Küre!

  • Ticaret savaşları ve “G-Zero-World”: iki ülke arasında başlayan ve tüm dünya geneline yayılan, globalde etkili olan ticaret savaşları maalesef ki dünya ekonomisine büyük bir sekte vurmuş dünya ciddi yara almıştır. Bu savaştan yara almış ülkelerin kendi içinde fakirler daha fakir, zenginler ise daha zengin olmuştur. İşte dünya da tam bu hal almıştır. Dünyanın en zengin yüzde 1’lik kesimi, ilk kez dünyadaki toplam varlığın yarısından fazlasına sahip.

Artık tek bir ülke dünya üzerinde egemen değil. Birden fazla ülke dünya üzerinde hissedilebilir ölçüde kendisini göstermiş, ekonomik açıdan gelişmiş, gelişmeye devam eden ve gelecekte dengeleri değiştirebilecek seviyede ilerleme kaydetmektedir. Dünyanın ne olduğuna karar vermesi gerekmektedir; Küreselcimi? Ulusalcımı? Liberal’ mi? Buna artık tek bir ülke karar veremiyor ve dünya üzerinde etkili olamıyor.

                                                                                                                                                                    Gürkan Kavrazlı