Küresel Ekonomik Kriz ve Lojistik Sektörü

Kategori: Logistical, Sayı 10 | 0

Hayatlarımızı etkileyen günümüz küresel ekonomik kriz, lojistik sektörümüzü nasıl bir etki yaptığı konusunda bir göz atalım?

Öncelikle bu ekonomik krizin nereden ve nasıl çıktığına dair bir kısa bilgi verelim.

2008 yılının son aylarında ortaya çıkan ve dünyanın birçok ülkesini olumsuz yönde etkileyen, 1929 Dünya Ekonomik Bunalımıyla kıyaslanan bu kriz özellikle Eylül 2008 ayında gözle görülür hale gelmiştir. ABD’deki taşınmaz mal piyasasının birden değer kaybetmesi ve bunun sonucu olarak tutulu satışlardaki (ipotekli satış, rehinli satış ya da mortgage) kişisel iflasların artmasının bu krizi tetiklediği sanılmaktadır.

Dünyadaki kriz aslında birçokları için net sinyaller veren ve tahmin edilen bir kargaşa oluşturdu. Basit bir yaklaşımla, küresel ekonomik kriz aslında lojistik sektörü için birçok fırsat sunmaktadır. Reel sektör (finans sektörü dışında kalan ve doğrudan mal üreten sektörlerin tanımı … ) açısından bakıldığında işletmeler için olumlu ve olumsuz etkiler yaratan küresel gelişmeler içinde bulunduğumuz lojistik çevrede birçok fırsatı barındırmaktadır. Lojistik yönetimi aslında bir kriz yönetimidir ve “her kriz fırsattır” sözünün içinde de bu gizlidir. Yani kriz gerçek profesyoneller ile amatörleri ayıracak ve profesyonellere fırsatlar sunacaktır. Bugün dünyadaki ekonomik kriz sonuçta sizi, nerede olduğunuzu ve kim olduğunuzu sınayarak, hak ettiğiniz yere getirecektir.

Dünyanın en büyük tüketim pazarlarında insanlar harcamalarını kısmayı veya ertelemeyi daha fazla düşünmektedir. Bu durum bu ülkelerde reel sektörlerin büyük bir durgunluk ile karşı karşıya kalacağını göstermektedir. Örneğin, Reuters Haber Ajansının ABD’de 3P lojistik firmaları ve karayolu taşımaları yapan şirketlerin CEO’ları arasında yaptığı bir araştırmada, özellikle perakende, otomotiv, tekstil ve elektronik gibi lojistikte dış kaynak kullanan sektörlerde büyüme beklentilerin en düşük seviyeye düştüğü ve maliyet indirimi talepleriyle lojistik şirketlerinin kapısını çalmaya başladığı kaydedilmektedir. Dikkat edin rekabet için kapısı çalınan yine lojistik şirketleri olmaktadır. Bu, lojistik şirketler arasında rekabet yok demek değildir. Lojistik sektöründe de her sektörde olduğu gibi rekabet var. Ancak, lojistik sektöründe rekabete, kimin daha hızlı ve daha güvenilir olduğunu belirleyen bir yarış olarak bakılmaktadır.

Bu yarışta şirketler rakiplerinin önüne taşıyacak bilindik ama önemli birkaç çözüm bulunmaktadır.

Son yıllardaki değişim ve gelişme lojistik sektörü açısından inanılmaz olmuştur. En önemlisi, lojistik sektöründe bilgi teknolojileri artık çok fazla kullanılmakta, iş yapma biçimleri sürekli yenilenerek daha fazla uzmanlaşmakta ve müşteriye daha özel hizmetler sunulmaktadır. Bunun için de yeni teknolojinin kullanması şart hale gelmektedir.

Esas olarak “müşteri memnuniyeti” ele alınmalıdır. Müşteri tatmini hele kriz ortamında en üst düzeye çekilmelidir. Yoksa size güvenerek birçok sırrını paylaşan müşteriniz bu belirsizlik ortamında birden bire sizden vazgeçebilir. Çünkü rekabet etmek için, var olmak için müşteriniz sizi çözüm noktası olarak görmektedir.

Yani müşterisi ve müşterisinin beklentileriyle bütünleşmiş ve çözüm oluşturan bir lojistik hizmet şarttır. Dolayısı ile güvene, işbirliğine ve paylaşmaya dayalı yaklaşımlar daha da önemli hale gelmektedir.

Bahsettiğimiz çözümler için öncelikle kendi ayaklarımızı olmak yere sağlam basmak zorundayız. Yere sağlam basmaktan kastımız sağlam bir finansal ve mali disipline ihtiyaçtan söz etmekteyiz.

Ayrıca sektörün risk faktörlerini her zaman iyi derecede tespit edip analiz etmek gerek. Lojistik sektörü için başlıca risk faktörleri olarak şunları sıralayabiliriz: Bunların başında artan enerji fiyatları (petrol, doğalgaz vs.) gelir.

Bir diğeri kullandığımız araçlar döviz üzerinden kiralama yapılarak temin edilmişse, artan döviz kurları nedeniyle bu durum da karşımıza bir risk unsuru olarak çıkmaktadır.

Ortaya çıkacak olan bir diğer risk faktörü ise şirketlerin lojistik hizmet sağlayıcılarından beklentilerini artırıp, yine lojistik hizmet sağlayıcısına olan borçlarını erteleyerek nakit ihtiyacını bu borçlardan karşılama düşüncesidir.

Son olarak Eye for Transport tarafından 2008 yılının son çeyreğinde hazırlanan “The European 3PL Market 2008” raporuna göre Avrupa’da faaliyet gösteren lojistik hizmet sağlayıcıların ekonomik krize karşı aldıkları başlıca tedbirleri sizlerle paylaşmak istiyorum:

  • Şirket içi operasyonlarda verimliliğe odaklanarak maliyetleri düşürmek
  • Karlı olmayan müşteriler ile çalışmayı bırakmak
  • Çalışılacak yeni müşteriler konusunda daha seçici olmak
  • Şirketin rekabet gücünün yüksek olduğu pazarlara odaklanmak
  • Hizmet portföyünü çeşitlendirmek
  • Tedarikçilerle yeniden pazarlık yaparak daha düşük maliyetli hizmet alımları yapmak
  • Stratejik ortaklık veya satın alma fırsatlarına odaklanmak
  • Büyüme planlarını maliyet kısıtlarını dikkate alarak gözden geçirmek ve gerekirse ertelemek veya iptal etmek
  • Öz malların yeterli olmadığı durumlarda satın alma yerine dış kaynak kullanımına odaklanmak
  • Personel çıkarmak veya personele geçici bir süre için ücretsiz izin vermek
  • Müşteriler ile yapılan anlaşmaları gözden geçirip eldeki imkanlar dahilinde fiyatlarda indirim yapmak

Anıl KAZANCI