Liderler ve Takıntıları

Kategori: Logistical, Sayı 11 | 0

Lider; bireyleri ortak hedeflere yönelten, hedefleri benimseten, bireyler arası köprü oluşturan, dağınık güç, bilgi ve insan unsurlarını bir arada toplayan sıra dışı insanlardır. Malum ifade ile lider olunmaz, lider doğulur. Peki bu lider dediğimiz sıra dışı insanların sıra dışı takıntıları olduğunu söylesem, inanır mıydınız? Hadi o zaman birlikte görelim.

Virgin Grubu’nun patronu 62 yaşındaki Sir Richard Branson, farklı bir işadamı… Türkiye’de de radyodan sonra telekomünikasyon işine girmeye hazırlanan Branson, hayattaki en büyük takıntısının “hız” olduğunu söylüyor. Hız takıntısı için de “Herkesten daha hızlı ve daha ileriye gitmek istiyorum. Şirketlerim de yeni pazarlara hızlı açılabilmeli” diyor.

Branson gibi Türkiye’de de patronlar “takıntı” diye tanımlanabilecek düzeyde farklı katı prensiplere sahip. Örneğin; Limak Holding’in patronu Nihat Özdemir, 12 rakamına takıntı derecesinde bağlı. Bu nedenle ihalelerde teklif verirken yazdığı tutarın yanına mutlaka 12 rakamını ilave ediyor. Güral Grubu’nun Yönetim Kurulu Başkanı Nafi Güral ile Fiba’nın patronu Hüsnü Özyeğin’in iş hayatındaki en önemli prensipleri işe kendi yetiştirdikleri yöneticilerle çalışmak.

İş hayatının önde gelen liderlerinin hiç değişmeyen, neredeyse takıntı denilebilecek düzeyde katı prensiplerini 10 başlıkta topladık. İşte Türkiye’deki liderler ve takıntıları:

1. KUSURSUZLUĞA ULAŞMA ÇABASI

Uzmanlara göre patronların en önemli takıntısı yapılan her işin mükemmel olması. Her konuda mükemmeli arayan patronlar, işi yakından takip edip detaylara hakim olmak istiyor. İş hayatında en çok görülen obsesif davranışın, diğer adıyla takıntının “mükemmeliyetçilik” olduğunu söyleyen MCT Yönetici Ortağı Tanyer Sönmezer de bu durumun kişileri aşırı derecede yorup stres seviyesini artırdığı görüşünde. Egon Zehnder’den Tankut Şensürücü de patronun aşırı mükemmeliyetçi olmasının, birlikte çalıştığı yöneticilere zarar verip onların motivasyonunu düşürme riskini artırdığına dikkat çekiyor. Aşırı mükemmeliyetçi patronların esnek olmadığını, yöneticilerinden tüm detaylara hakim olmasını beklediğini söyleyen Şensürücü, “Mükemmel olma kriterleri arttıkça ve başarma çıtası her geçen gün yükseldikçe kişinin hem kendisi yoruluyor hem de altındaki yöneticiler mutsuz oluyor” diye konuşuyor.

2. 7 GÜN 24 SAAT ÇALIŞANLARLiderler ve Takıntıları

Danışmanlık şirketi Grant Thornton’un başkanı Aykut Halit ise sürekli işi düşünen, mükemmeli arayan patronların en önemli ikinci takıntısının çok çalışmak olduğunu söylüyor. Halit, “7 gün 24 saat çalışan patronlar, çalışanlarından da aynı çalışma performansını göstermelerini bekliyor” diyor. 7 gün 24 saat çalışanlara en güzel örnek ise Limak’ın Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Özdemir. Hayattaki en önemli prensibinin çok çalışmak olduğunu söyleyen Özdemir, kesinlikle rakiplerinden daha fazla çalıştığını ifade ediyor. Özdemir, şöyle devam ediyor: “Özel sektör haftada 5,5 gün çalışırken biz Limak Grubu olarak haftada 6 gün net çalışırız. Ancak bütün üst düzey yöneticilerim ve ben pazar günü de çalışırız. Yani 7’de 7 yaparız. Pazar günleri bile fabrikalarımda ne ürettiğimizi, elektrik santrallerimizde ne olduğunu takip ederim.” Çok uzun saatler çalışma tutkusu olan patronlardan biri de Fiba Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü Özyeğin olarak biliniyor. Kendisi bankacılık sektöründe cumartesi günleri bile yöneticileriyle birlikte çalışmasıyla tanınıyor. Patronların kendileri gibi işi sahiplenecek, çok çalışacak yöneticiler aradığını söyleyen uzmanlar, buna örnek olarak Doğuş Grubu’nun patronu Ferit Şahenk’i gösteriyor. Şahenk’in gece yarısı bile yakın yöneticilerini arayıp onların fikirlerini aldığını belirtiyorlar.

3. DIŞARDAN TRANSFER YAPMAMAK

Uzmanlara göre Türkiye’de patronların sıfırdan yetiştirdiği yöneticilerle çalışmak istemesi, dışarıdan gelenlere güven duymaması sonucunu doğuruyor. Uluslararası şirketlerde şirket içi atamaların her 3 yılda bir yapıldığını söyleyen Egon Zehnder danışmanlarından Tankut Şensürücü, Türkiye’de aile şirketlerinde patronların eski yöneticilerine daha sadık olduklarını ve bu durumun atama sürelerini uzattığını belirtiyor.

4. İŞE ERKEN BAŞLAMAKLiderler ve Takıntıları

Dünya’da da Türkiye’de de patronlar için en önemli konulardan biri hiç şüphesiz işe erken gelmek. Hatta çoğu zaman çalışanlarından bile önce işte oluyorlar. Örneğin; İdil Yiğitbaşı her sabah 7.30’da, Bülent Eczacıbaşı ise en geç saat sabah 8’de işte oluyor. Kiler Holding’de de işe erken başlamak başarı faktörü olarak sayılıyor. Ümit Kiler, sabah 7’de işte olduğunu gece 11’e kadar çalıştığını söylüyor. Nihat Özdemir, sabah 6’da çalışmaya başlıyor. Türkiye’nin en büyük teknoloji gruplarından Index’in CEO’su Erol Bilecik ise her sabah mutlaka 8’e çeyrek kala işte olmaya özen gösterdiğini söylüyor. Bilecik, “8,30’da işte olsam çalışma arkadaşlarım endişelenir” diyor. İşe erken gelmenin aynı zamanda işi sahiplenmeyi de gösterdiğine inanıyorlar.

5. EMEKLİLİKTE NEYMİŞ?

İş dünyasında en çok görülen takıntılardan biri de ilk nesil patronların işi başkalarına teslim edememesi. Bu da patronların ilerleyen yaşlarına rağmen emekli olamamalarına neden oluyor. Patronların sistemlerden daha çok insanlara güvenerek yol almak istemeleri her işin en ince detayına kadar dahil olma istekleri ve “kontrol altında” bir yönetim biçimi benimsemeleri büyümeyi tehlikeye sokuyor.Liderler ve Takıntıları

6. ORTAKLIK KORKUSU

İş hayatında patronların en önemli takıntılarından biri de kontrolü elinde tutma isteği. Bu durum özellikle onların başka şirketlerle ortaklık yapmasını engelliyor. Kontrolü elinde bulundurma isteğinin ağır bastığı durumlarda da eşit ortaklık yapmak zorlaşıyor. Çünkü bir taraf yüzde 51’i elinde tutmada ısrarcı davranıyor. Akkök Holding CEO’su Mehmet Ali Berkman da Türkiye’deki patronların büyük çoğunda yüzde 51’i benim olsun yaklaşımı olduğuna dikkat çekiyor.
Uzmanlara göre Türkiye’de kontrolü elinde tutma konusunda en agresif davranan patronların başında Çukurova Holding’in patronu Mehmet Emin Karamehmet geliyor. Karamehmet, ortaklıklarında hakim hissedar olmak istiyor ve bu yüzden de başta TeliaSonera olmak üzere uzun soluklu ve problemsiz pek ortaklığı bulunmuyor.

7. YENİLİK TUTKUNLARI

Yemeksepeti.com’un kurucusu Nevzat Aydın’dan Zorlu’nun patronu Ahmet Nazif Zorlu’ya kadar başarılı iş insanlarının hemen hemen hepsi yeniliğe tutku derecesinde bağlı. Abdi İbrahim’in Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Barut da iş hayatında en yeni teknolojileri kullanma merakıyla tanınıyor. Barut, her yıl yeni ürün geliştirmek için AR-GE departmanına şirketinin toplam cirosunun yüzde 5’ini ayırıyor.

8. KREDİDEN KAÇINMAK

Eskiden beri patronların en katı prensiplerinden biri de öz sermaye ile yatırım yapmak. Aile şirketleri danışmanı Dr. İlhami Fındıkçı, özellikle bu duruma birinci kuşak patronlar arasında daha sık rastlandığını söylüyor. Fındıkçı, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de klasik patron anlayışında öz kaynakla büyümenin önemli olduğunu belirtiyor.

9. UĞURSUZ OLMAZLiderler ve Takıntıları

İş hayatındaki bir diğer takıntı da uğura inanmak… Sanko’nun patronu Abdulkadir Konukoğlu, Gaziantep’te şeb olarak bilinen şab taşının uğuruna inanıyor. Sanko Holding’in hem Gaziantep’teki hem de İkitelli’deki ofisinde nazardan koruduğunu söylediği şab taşını eksik etmiyor. Gelen misafirlerine de bu taştan hediye ediyor. Ayrıca Konukoğlu’nun çalışma ofisinde Suriye’den getirdiği nazarlıklar da bulunuyor.

Eskiden beri şans getirdiğine inanılan nar, fil ve mimozalar da patronların favori uğurlu objeleri arasında yerini alıyor. Örneğin; Sabancı’nın eski CEO’su, şimdi ise kendi holdingini kuran Met Grubu’nun Yönetim Kurulu Başkanı Celal Metin için de narın ayrı bir önemi var. Narın uğuruna inanan Metin, Akaretlerdeki ofisinin bahçesinde nar ağacı dikmiş. Her sabah ofisinin bahçesinde bir süre vakit geçiren Metin, bahçedeki nar ağacının yanı sıra odasında da çeşitli nar figürlü süs objeler bulunduruyor.

“12 rakamı bana şans getiriyor” diyen Nihat Özdemir, ihalelerde verdiği teklifin yanına virgül koyup 12 rakamını ekliyor. Sadece bu da değil, Fenerbahçe maçlarını izlerken tuttuğu takım kazansın diye cep telefonlarından yararlanıyor. Mutlaka maçları iki adet cep telefonuyla izliyor ve rakip takımın kalesinin bulunduğu tarafa cep telefonlarından birini ters çevirip koyuyor. Yeni bir işe başlarken, yeni bir yere girerken sağ ayakla girmenin uğur getirdiğine inanıyor.

10. DEVLETLE İŞ YAPMAZLAR

İhale kovalayan birçok işadamının aksine birçok patronun en katı prensiplerinden biri de devletle iş yapmamak. Boyner Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cem Boyner’den Sinpaş’ın patronu Avni Çelik’e kadar iş insanlarının bir kısmı kesinlikle devletle iş yapmıyor ve bundan uzak duruyor. Başarılarının tesadüf olmadığını söyleyen Cem Boyner de iş hayatındaki değişmeyen en önemli prensiplerinden birincisinin devletle iş yapmamak olduğunu söylüyor. Boyner, “Devletle asla iş yapmayız. Müşterinin kalbinden pay alamayacağımız işlere girmeyiz” diyor ve ekliyor: “Daha fazla para kazanılsa bile bu iki prensibin dışına çıkmıyoruz. Bazen bu durum, bazı fırsatları kaçırmamıza neden oluyor ama kendi yaptığımız işte de lider olmak bunlara bağlı.” Sinpaş Grubu’nun kurucusu ve en büyük hissedarı Avni Çelik de devletle iş yapmayan patronlardan. Çelik, “Biz ilk günden devletle iş yapmamaya karar verdik. Sinpaş’ın bugünkü vizyonu da ilk kurulduğu günkü gibidir” diyor.

Ayfer GÜLTEKİN