Propaganda Filmi

Kategori: Logistical, Sayı 20 | 0

Propaganda, Sinan Çetin’in yönettiği ve Kemal Sunal ile Metin Akpınar’ın başrolünü paylaştığı; 3 ödül ve 2 ödül adaylığına sahip 1999 yapımı yerli bir dram filmi. 1948’de geçen film, zamanın hükûmetinin iki bölgeye ayırdığı Hisli Hisar adlı küçük köyde geçmekte.

Filmi içerik bakımından anlamlı ve derin bulduğumu söyleyebilirim. Çekim kalitesi, ses efektleri ve diğer teknik unsurlar sebebiyle eski olduğunu izleyiciye hissettiriyor. Bazı noktalarda bu eksiklikler beni yorsa da konusu için göz ardı edilebilir düzeyde olduğunu düşünüyorum. 

Kurtuluş Savaşı sonrasında Türkiye sınırının belirlenmesiyle ortadan ikiye bölünen köyün ve bu bölünmeyle ayrılan köylülerin hayat hikâyesi işlenmiştir. Ana karakteri oynayan Kemal Sunal (Mehdi), okuyup köyüne gümrük muhafaza müdürü olarak geri dönmüştür. Bu geri dönüş köydeki parçalanmanın başlangıcı olmuş ve siyasetin, hayatları parçalayışını gözler önüne sermiştir.

Film bizi alkışlar, bayraklar ve coşkuyla beklenen bir trenin köye gelişiyle karşılıyor. Asaletli bir duruşla vagonun basamaklarında Kemal Sunal’ın hayat verdiği Mehdi karakterini görüyoruz. Metin Akpınar’ın oynadığı Mehdi’nin en yakın dostu Muhtar Rahim, Mehdi’yi karşılıyor. Daha sonra askerler trenden, içinde ne olduğunu görmediğimiz tahta kutular indiriyor. Kutuların içerisinde bir ülkenin sınırlarının bölünüşüne şahitlik edecek dikenli teller ve direkler çıkıyor. 

Coğrafi ölçümler tamamlandığında teller çekilir ve bir sabah uyandıklarında, ülkenin sınırlarını belirleyen bu teller köyün ortadan ikiye bölünmesine ve bazı evlerin sınır dışında kalmasına sebep olur. Gümrük muhafaza müdürü olan Mehdi, sınır dışında kalan köylüleri sınırın diğer tarafına geçirmek için pasaport ister. Köylüler ilk başta bu parçalanışa anlam veremez ancak sonradan olaylar patlak verir. Ticari hayat ve sosyal yaşam gitgide parçalanmaya başlar. Sınır dışında kalan çoban, öğretmen ve doktordan dolayı birçok sıkıntı meydana gelir. Günler geçtikçe dostlarından; köyün gıda, tarım gibi imkânlarından uzak ve mahrum kalan köylü Mehdi’ye tepki gösterse de görevine bağlılığı sebebiyle Mehdi herkesi karşısına alır. Çocuklar için eğitim hayatı bitme noktasına gelir. Mehdi’nin yakın arkadaşı Rahim’in evi de sınır dışında kalır. Çocukluktan beri ayrılmayan, hatta Kurtuluş Savaşı’nda omuz omuza savaşan arkadaşlık yavaş yavaş parçalanır.


Mehdi’nin oğlu Ahmet ve Rahim’in kızı Filiz’in aşkı da sınır sayesinde imkânsız olmaya başlar. Bu imkânsız aşk belki de filmin kopma noktasını ve hükûmete başkaldırının en büyük sembolü haline gelir. Ahmet ve Filiz’in aşkı sınır ihlallerine kadar gider. Bu sınır ihlalleri yüzünden Mehdi vatani görev aşkıyla oğlunu bile vurur. Bu vurulma Mehdi’nin görevini bırakmasıyla sonuçlanır. Film, Mehdi ve Rahim ailelerini alıp Türkiye’yi terk etmesiyle biter.


Genel hatlarıyla, siyasi yaşamın en basit şekilde çekirdek ailede bile büyük problemlere yol açtığını gözler önüne seren film; o zamanlarda bile din, dil, ırk gibi ayrımların olduğunu hissettiriyor. Siyasi sebepler uğruna ölümü gözler önüne alıp vatanı için savaşan bir askerin sırf sınır içinde olmayan evi nedeniyle ülke vatandaşlığından sayılmaması insan hayatının siyasi amaçlar uğruna hiçe sayıldığı mesajını izleyiciye aktarmaktadır.

Efe SARPER