Türkiye’de Lojistiğin Yarını

Kategori: Logistical, Sayı 11 | 0

Lojistiğin Yarını
Dünya Bankası’nın 2012 Lojistik Performans Endeksi’nde Türkiye 5 üzerinden 3,87 puanla 27. sırada bulunuyor. Singapur 4,39 ile birinci, Almanya 4,32 ile ikinci, Kanada ise 4,31 ile üçüncü sırada bulunuyor. Söz konusu olan performans endeksi; gümrük, altyapı, uluslararası mal hareketi, lojistik kabiliyet, mal takibi ve teslim etme zamanı başlıkları esas alınarak hesaplanmakta.

Günümüzde küreselleşmenin artmasıyla ülkeler ve şirketler arası rekabet en üst noktalara çıkmış durumda. Ticaretin temel ayağı ise Çin ve Hindistan gibi ülkelerin de vasıtasıyla batıdan doğuya kayıyor. Giderek büyük bir pasta haline dönüşen bu ticari döngüden kendisine bir pay çıkarmak isteyen Türkiye’nin maalesef coğrafi konumu dışında sahip olduğu çok önemli bir avantajı görünmüyor.

Uzun süredir lojistik üs olmak isteyen Türkiye altyapı, gümrük gibi alanlarda oldukça yetersiz görülüyor. Tüm bu yaşanan olumsuzluklara rağmen Türkiye genç olan lojistik sektöründe önemli gelişmeler yaşıyor. Performans Endeksi’nde 39. sıradan 27. sıraya ilerleyişimizi de bunun bir göstergesi olarak nitelendirebiliriz. Türkiye’deki lojistik alanındaki bu gelişmeler yabancı yatırımcıların da dikkatini çekiyor. Peki, lojistik sektöründe Türkiye’yi uzun vadede neler bekliyor? Lojistik sektörünün gelişiminin nasıl bir yön izleyeceğine yönelik yapılan bir araştırma bulunuyor. PwC, European Business School (EBS) ortaklığında yapılan bu araştırmanın adı: 2030’da Taşımacılık ve Lojistik Sektörü. Gelişmekte olan pazarların ele alındığı araştırma raporunda önemli tespitler bulunuyor. Raporda, gelişmekte olan pazarların dinamik ekonomik değişimi kökünden değiştireceği vurgulanmış. Aynı zamanda yeni lojistik sağlayıcılarının gelişerek, mevcut pazarı zorlayacağı belirtilmiş.

Lojistiği Yarını

Türkiye’nin de sıkça isminin geçtiği bu raporda lojistik ve paket taşıma sağlayıcılarının diğer gelişmekte olan ülkelerdeki hizmet sağlayıcılarına göre daha ileri düzeyde olduğu belirtilmiş. 2030 yılına kadar ise en büyük büyüme potansiyeli ülkeden ülkeye değişmekle beraber genel olarak kurye ve paket taşımacılığı olarak öne çıkmakta. Türkiye’de lojistik sektörünün genç bir sektör olması da büyüme potansiyeli için önemli bir gösterge olma niteliği taşıyor.

Türkiye aynı zamanda Avrupa ve Orta Doğu arasında transfer merkezi konumunda bulunuyor. Genç ve dinamik nüfus yapısına sahip olan Türkiye’nin yüksek teknolojili lojistik hizmetlerine olan talebini artırabileceği öngörülüyor. Küreselleşen dünyaya ayak uydurmak için lojistik hizmet sağlayıcılarının portföylerini çeşitlendirmesi gerektiği de vurgulanmakta. Lojistik sektöründe yapılan özelleştirmelerin de sektörü geliştireceğine değinilmekte. Bunların yanında öngörülen ticaretin artan boyutları, limanların özelleştirilmesi gibi sürecin devamını ifade eden; hizmet kapasitesi ve kalitesi üzerinde yaratılan olumlu etkiler de sektöre oldukça büyük bir yatırım olacaktır.

Lojistikçilerin yönelimleri gelişmekte olan ülkelere değil, gelişmiş ülkelere olacak. Bunun nedeni ise gelişmekte olan ülkelerde riskin daha fazla olmasıdır. Her zaman için düzene girmiş, oturmuş bir pazara girmek daha kolay olmuştur. Ama bu standartlaşmış düzen gitgide değişmeye başlayacak. Dünyadaki standartlaşmış mal hareketleri, yıllardır uygulanan hatlar zamanla değişecek. Lojistiğin de sistemi değişecek. Daha önce hiç ticaret yapmamış ülkeler ticaret yapmaya başlayacak. Farklı ticaret rotaları oluşacak. Türkiye diğer bir açıdan da coğrafi avantajını kullanarak yakın ülke pazarlarına katma değerli hizmet vermeye başlayacak.

Özgü UZUNKAYA