GÜLVADE AKDEMİR İLE RÖPORTAJ

Kategori: Sayı 23 | 0

1. KTM modelini sadece bir operasyon merkezi olarak mı görüyorsunuz, yoksa Türkiye lojistiğinde yapısal bir dönüşümün başlangıcı olarak mı değerlendiriyorsunuz?

KTM modelini yalnızca bir operasyon noktası olarak görmek eksik olur. Biz bunu Türkiye lojistiğinde yapısal dönüşümün önemli bir aşaması olarak değerlendiriyoruz. Bu model, klasik lojistik yaklaşımından daha kontrollü, daha izlenebilir ve daha sürdürülebilir bir sisteme geçişi temsil ediyor. Özellikle izinli gönderici uygulamaları, dijital süreç yönetimi ve merkezi operasyon yapısıyla birlikte KTM sistemi, iç gümrük ve sınır kapılarındaki yoğunluğun azaltılması, işlemlerin hızlandırılması ve taşıma süreçlerinin daha şeffaf hale gelmesi açısından kritik bir rol üstleniyor.

Ayrıca bu yapı, Türkiye’nin transit koridoru olma hedefini destekleyen stratejik bir adım niteliğinde. Geleneksel gümrük operasyon anlayışından daha entegre, veri odaklı ve sürdürülebilir bir lojistik ekosistemine geçişin temel taşlarından biri olarak görüyorum.

2. Kolay Transit Merkezi fikri ortaya çıkarken sektörde çözülmesi hedeflenen en kritik operasyonel problem neydi?

En temel problem, iç gümrük ve sınır kapılarındaki yoğunluk nedeniyle oluşan zaman kaybı ve operasyonel belirsizlikti. Özellikle transit taşımacılıkta araçların bekleme süreleri, evrak süreçleri ve düzensiz operasyon akışı hem maliyetleri artırıyor hem de planlamayı zorlaştırıyordu. KTM modeli, bu süreçleri sınır öncesinde organize ederek operasyonların daha kontrollü ve öngörülebilir ilerlemesini hedefledi.

3. Geleneksel iç gümrük süreçleriyle KTM modeli arasında operasyonel bakımdan en büyük fark nedir?

Geleneksel yapıda süreçler çoğu zaman dağınık ilerlerken, KTM modeli merkezi ve entegre bir operasyon sunuyor. Evrak hazırlığı, araç planlaması, sürücü koordinasyonu ve gümrük süreçleri tek bir yapı içerisinde yönetiliyor. Bu da hem operasyonel hız sağlıyor hem de hata oranlarını ciddi şekilde azaltıyor. Kısacası KTM modeli, klasik operasyon yaklaşımının ötesine geçerek süreçleri önceden yöneten, planlayan ve hızlandıran proaktif bir yapı ortaya koyuyor.

4. Transit operasyonlarında “zaman” mı yoksa “öngörülebilirlik” mi daha kritik? KTM bu dengeyi nasıl sağlıyor?

Lojistikte hız önemlidir ancak sürdürülebilir operasyon için öngörülebilirlik daha kritik hale geliyor. Çünkü müşteriler artık sadece hızlı teslimat değil, planlanan zamanda teslimat istiyor. KTM modeli burada devreye girerek süreçleri standartlaştırıyor, veri akışını güçlendiriyor ve operasyonları önceden planlanabilir hale getiriyor. Böylece hem zaman kaybı azalıyor hem de operasyonel güven artıyor.

5. Edirne, Çatalca, Mersin gibi KTM yatırımlarında lokasyon seçimi hangi stratejik kriterlere göre yapılıyor? 

Lokasyon seçiminde birkaç temel kriter öne çıkıyor sınır kapılarına erişim avantajı, liman bağlantıları, sanayi yoğunluğu ve operasyonel trafik verileri. Edirne ve Çatalca Avrupa hattındaki kara transit operasyonları açısından kritik bir konumdayken, Mersin ise liman bağlantılı uluslararası yük hareketlerinde önemli bir merkez niteliği taşıyor. Benzer şekilde planlanan Çeşme KTM projesi de Ege Bölgesi’ndeki Ro-Ro taşımacılığı, liman bağlantıları ve Avrupa’ya yönelik transit hareketlerin daha etkin yönetilmesi amacıyla stratejik bir ihtiyaç doğrultusunda değerlendiriliyor.

6. Kapıkule başta olmak üzere sınır kapılarındaki yoğunluk düşünüldüğünde, KTM’nin geçiş performansına katkısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

KTM modeli, sınır kapılarındaki yükü doğrudan azaltan bir yapı sunuyor. Özellikle önceden organize edilmiş evrak süreçleri, araç planlaması ve operasyonel yönlendirme sayesinde sınır geçişleri daha sistematik ilerliyor. Bu da hem bekleme sürelerini düşürüyor hem de kapılardaki operasyonel verimliliği artırıyor. Kapıkule gibi yoğun geçiş noktalarında bu tür merkezlerin etkisi çok daha net hissediliyor.

7. Türkiye’nin Avrupa-Asya lojistik koridorundaki konumu düşünüldüğünde, KTM benzeri yapıların ülkeye stratejik katkısı ne olabilir?

Türkiye, Avrupa ile Asya arasında yalnızca coğrafi bir köprü değil; aynı zamanda küresel ticaret akışının merkezinde yer alan stratejik bir lojistik koridorudur. Bu nedenle KTM benzeri yapıların yaygınlaşması, Türkiye’nin transit taşımacılıktaki rolünü güçlendirecek çok önemli bir dönüşüm anlamına geliyor.

Bu merkezler sayesinde sınır geçiş süreçleri hızlanırken operasyonel verimlilik artacak, taşıma maliyetleri azalacak ve uluslararası taşımacılıkta daha sürdürülebilir bir yapı oluşacaktır. Özellikle dijital altyapıyla desteklenen KTM modeli; gümrük işlemlerinin daha kontrollü, şeffaf ve entegre şekilde yürütülmesine katkı sağlayarak Türkiye’nin lojistik güvenilirliğini artıracaktır. Bu da transit gelirlerinden dış ticaret rekabetçiliğine kadar birçok alanda ülkeye stratejik avantaj kazandırır.

8. Türkiye’de lojistik süreçlerin dijitalleşme seviyesini nasıl değerlendiriyorsunuz? KTM bu dönüşümün neresinde konumlanıyor?

Lojistik sektöründe son yıllarda dijitalleşme önemli ölçüde hız kazandı. Ancak sektör genelinde tüm operasyonların tam anlamıyla entegre, anlık veriyle yönetilen ve birbirine bağlı bir yapıya ulaştığını söylemek henüz mümkün değil. KTM modeli ise bu dönüşümün sahadaki en somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Operasyon süreçlerinin merkezi şekilde yönetilmesi, araç hareketlerinin dijital olarak takip edilmesi, gümrük sistemleriyle entegrasyon sağlanması ve süreç verilerinin analiz edilebilmesi sayesinde daha kontrollü, hızlı ve izlenebilir bir operasyon yapısı oluşuyor. Böylece hem operasyonel verimlilik artıyor hem de lojistik süreçlerde şeffaflık ve sürdürülebilirlik güçleniyor.

9. Yapay zeka, veri analitiği ve otomasyon gibi teknolojilerin gelecekte transit operasyonlarını nasıl değiştireceğini öngörüyorsunuz?

Önümüzdeki dönemde lojistik sektöründeki en büyük dönüşümün veri yönetimi, otomasyon ve yapay zeka teknolojileriyle gerçekleşeceğini düşünüyorum. Özellikle sınır yoğunluğu tahmini, rota optimizasyonu, risk analizi ve operasyon planlaması gibi süreçler artık yalnızca insan tecrübesiyle değil, veri odaklı ve yapay zeka destekli sistemlerle yönetilecek. Bu dönüşüm sayesinde operasyon süreçleri hızlanırken hata oranları azalacak, kaynak kullanımı daha verimli hale gelecek. TOBBUND olarak da hem KTM operasyonlarında hem de genel şirket yapısında dijitalleşme ve yapay zeka destekli entegre çözümlerin kullanımına önem veriyoruz. Süreçlerin merkezi şekilde izlenmesi, verilerin analiz edilmesi ve operasyonel kararların daha hızlı alınabilmesi adına teknolojik altyapının sürekli geliştirilmesi hedefleniyor. Önümüzdeki süreçte yapay zeka destekli lojistik yönetiminin, transit operasyonlarında rekabet avantajının en önemli unsurlarından biri haline geleceğine inanıyorum.

10. Bugün lojistik öğrencileri kendilerini geleceğin transit ve gümrük operasyonlarına hazırlamak için hangi alanlara özellikle yatırım yapmalı?

Artık lojistik yalnızca taşımacılık bilgisiyle sınırlı değil. Gençlerin özellikle veri analitiği, dijital lojistik sistemleri, gümrük mevzuatı, yapay zeka uygulamaları ve uluslararası ticaret konularında kendilerini geliştirmeleri gerekiyor. Geleceğin lojistik profesyonelleri, sahayı bilen ama aynı zamanda teknolojiyi yöneten kişiler olacak. Bugünün lojistik dünyası artık sadece “yük taşıma” işi değil. Özellikle transit taşımacılık ve gümrük operasyonları, teknoloji, veri yönetimi, uluslararası hukuk ve kriz yönetimiyle iç içe ilerliyor. Bu yüzden lojistik öğrencilerinin sadece klasik operasyon bilgisiyle yetinmemesi gerekiyor. Gelecekte öne çıkmak isteyen biri, kendini birkaç kritik alanda güçlü şekilde geliştirmeli.

Öncelikle en önemli yatırım alanı dijital lojistik sistemleri. Artık şirketler manuel operasyon yerine otomasyon kullanıyor. İkinci olarak öğrencilerin mutlaka gümrük mevzuatı ve dış ticaret süreçlerine ağırlık vermesi gerekir. Çünkü gelecekte sadece taşıma değil; belge yönetimi, ithalat-ihracat prosedürleri, transit rejimleri, serbest bölge işlemleri ve uluslararası anlaşmalar çok daha önemli olacak. Ayrıca sektör hızla dijitalleştiği için e-gümrük ve yapay zeka destekli operasyon sistemleri büyüyecek. Gelecekte birçok operasyon yarı otomatik ilerleyecek. Bu yüzden veri okuma, raporlama ve temel yapay zeka araçlarını kullanabilmek lojistik çalışanını öne çıkarır.

Bunun yanında öğrencilerin sadece ofis bilgisi değil, saha mantığı da kazanması gerekir. Liman görmek, antrepo operasyonu izlemek, gümrük sahasına gitmek, depo süreçlerini öğrenmek teorik bilgiden çok daha değerlidir. Çünkü lojistikte gerçek öğrenme operasyonun içinde olur. Ayrıca geleceğin en önemli başlıklarından biri de kriz yönetimi ve alternatif rota planlaması olacak. Pandemi, savaşlar, liman yoğunlukları ve siyasi krizler tüm dünyaya gösterdi ki lojistik artık sadece plan değil, aynı zamanda hızlı çözüm üretme işi. Bu nedenle analitik düşünme ve stres altında karar verebilme becerisi çok değerli hale geliyor.

Kendini geliştirmek isteyen bir lojistik öğrencisine birkaç net tavsiye verebilirim.

  • Üniversite bitmeden mutlaka staj yap. Mümkünse sadece bir yerde değil depo, operasyon ve gümrük tarafını ayrı ayrı gör.
  • Sadece ders notuyla ilerleme, mevzuat değişikliklerini takip et.
  • Gümrük müşavirliği süreçlerini anlamaya çalış.
  • Saha insanlarıyla iletişim kurmayı öğren. Operasyonda iletişim becerisi teknik bilgiden bazen daha önemlidir.
  • Problem çözme refleksini geliştir. Lojistikte her gün yeni bir kriz çıkabilir.
  • LinkedIn profilini aktif kullan. Sektörde bağlantı çok önemlidir.

Önümüzdeki 5–10 yılda lojistik sektöründe en değerli insanlar hem operasyonu bilen hem teknolojiyi anlayan kişiler olacak. Yani sadece “evrak bilen” ya da sadece “sistem bilen” değil, ikisini birleştirebilen insanlar öne çıkacak. Bu yüzden öğrencilerin kendilerini çok yönlü yetiştirmesi gerekiyor.

11. KTM operasyonlarında başarıyı ölçerken en kritik performans göstergeleri (KPI) hangileri? Süre, maliyet, hata oranı ya da müşteri memnuniyeti arasında nasıl bir öncelik sıralaması var?

KTM operasyonlarında başarıyı ölçerken en kritik performans göstergeleri operasyon süresi, işlem doğruluğu, maliyet verimliliği, sistem sürekliliği ve müşteri memnuniyeti olarak öne çıkıyor. Özellikle transit operasyonlarında zaman yönetimi büyük önem taşıdığı için araçların işlem tamamlama süreleri, bekleme süreleri ve operasyonun uçtan uca tamamlanma hızı temel KPI’lar arasında yer alıyor.

Bunun yanında hata oranlarının düşük olması da kritik bir unsur. Gümrük işlemleri ve transit operasyonlarında yapılacak küçük bir hata dahi ciddi zaman ve maliyet kayıplarına yol açabildiği için süreç doğruluğu ve mevzuata uyum dikkatle takip ediliyor. Operasyonel maliyetlerin optimize edilmesi ise hem şirket verimliliği hem de müşteriye sunulan hizmet kalitesi açısından önemli bir performans kriteri oluşturuyor.

Ancak günümüzde tüm bu göstergelerin merkezinde aslında müşteri memnuniyeti bulunuyor. Çünkü süreyi kısaltan, hata oranını azaltan ve maliyeti optimize eden her operasyon doğrudan müşteri deneyimine yansıyor. Bu nedenle KPI’lar birbirinden bağımsız değil hız, doğruluk, maliyet ve memnuniyet birbirini tamamlayan entegre performans alanları olarak değerlendiriliyor.

12. KTM modeli küçük ve orta ölçekli lojistik firmaları için nasıl fırsatlar yaratıyor? Yoksa dahaçok büyük oyuncuların avantaj sağladığı bir yapı mı oluşuyor?

KTM modeli yalnızca büyük lojistik firmalarına değil, küçük ve orta ölçekli firmalara da önemli fırsatlar sunuyor. Merkezi operasyon yapısı ve dijital altyapı sayesinde KOBİ’ler; mevzuat süreçlerine daha kolay uyum sağlayabiliyor, operasyonlarını daha hızlı ve kontrollü şekilde yönetebiliyor.

Büyük firmalar operasyon hacmi ve teknoloji yatırımları nedeniyle başlangıçta avantajlı görünse de, KTM modeli süreçleri standartlaştırarak küçük ölçekli firmaların da uluslararası transit operasyonlarda rekabet gücünü artırıyor. Günümüzde lojistikte sadece ölçek değil; hız, entegrasyon ve veri yönetimi de belirleyici hale geliyor.

13. Gelecekte tamamen otonom transit operasyonları mümkün olur mu? KTM’ler bu dönüşüme hazır mı?

Gelecekte tamamen otonom transit operasyonlarının mümkün olacağını düşünüyorum. Yapay zeka, otomasyon, araç takip sistemleri ve veri analitiği sayesinde birçok operasyon süreci insan müdahalesi minimum seviyeye inecek şekilde yönetilebilecek. Özellikle rota planlaması, sınır geçiş yönetimi, risk analizi ve operasyon takibi büyük ölçüde dijital sistemlerle yürütülecek. KTM modeli de bu dönüşüm için önemli bir altyapı oluşturuyor. Merkezi operasyon yönetimi, dijital entegrasyon ve veri odaklı çalışma yapısı sayesinde KTM’ler gelecekteki otonom lojistik sistemlerine adapte olabilecek potansiyele sahip. Ancak bunun için teknolojik yatırımların, mevzuat altyapısının ve kurumlar arası dijital entegrasyonun daha da geliştirilmesi gerekiyor.

14. Sektörde uzun yıllardır çalışan biri olarak, bugün sizi hâlâ en çok şaşırtan veya zorlayan

operasyonel problem nedir?

Lojistik sektöründe teknoloji ve dijitalleşme çok hızlı gelişmesine rağmen, operasyonların hala birçok farklı paydaşın eş zamanlı koordinasyonuna bağlı olması en zorlayıcı konulardan biri olmaya devam ediyor. Özellikle sınır geçişleri, mevzuatsal değişiklikler, anlık yoğunluklar ve farklı ülkelerdeki operasyon standartları bazen tüm planlamayı kısa sürede değiştirebiliyor.

Beni hala en çok şaşırtan konu ise küçük bir operasyonel aksamanın zincirleme şekilde tüm süreci etkileyebilmesi. Aslında bugün sektörün en büyük ihtiyacı sadece hız değil tüm paydaşların aynı veri diliyle, entegre ve eş zamanlı çalışabildiği bir operasyon yapısına ulaşmak.

Gülvade Akdemir

Kolay Transit Merkezleri Müdürü